43,5036$% 0.22
51,9004€% -0.36
59,9562£% -0.3
7.208,56%-4,24
12.720,00%-0,11
50.725,00%-0,11
5.162,80%-4,27
%
฿%
Ł%
Ξ%
%
$%

Ceza muhakemesinde özgürlüğü kısıtlayan koruma tedbirleri arasında en ağır yaptırım tutuklama, daha hafif bir tedbir olarak ise adli kontrol yer alır. Uygulamada en çok merak edilen ve tartışılan konulardan biri de şudur:
Bu soru, özellikle uzun süren yargılamalarda, hak ihlali iddialarında ve tazminat taleplerinde büyük önem taşımaktadır.
Bu yazıda konuyu;
Kanuni dayanaklar
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi içtihatları
Adli kontrol türlerine göre farklılıklar
Tutukluluk süresi hesabına etkisi
Hak ihlali ve tazminat boyutu
başlıkları altında ayrıntılı biçimde ele alacağız.
Tutuklama, kişinin fiilen özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır. Kişi ceza infaz kurumuna konulur ve günlük hayatını serbestçe sürdüremez.
Adli kontrol ise, şüpheli veya sanığın özgürlüğünü tamamen ortadan kaldırmadan, belirli yükümlülükler altına sokulmasını amaçlar. Bu yükümlülükler arasında;
İmza yükümlülüğü
Yurt dışına çıkış yasağı
Konutu terk etmeme
Elektronik kelepçe
Belirli yerlere gitmeme
Belirli kişilerle iletişim kurmama
gibi tedbirler yer alır.
Bu fark, sürenin tutukluluk süresinden sayılıp sayılmayacağı noktasında belirleyicidir.
Genel ve yerleşik kural şudur:
Bunun temel nedeni, adli kontrolün hukuken özgürlüğü tamamen ortadan kaldıran bir tedbir olarak kabul edilmemesidir. Kişi serbesttir; çalışabilir, sosyal hayatını sürdürebilir ve ceza infaz kurumunda tutulmaz.
Bu nedenle;
Tutuklulukta geçerli olan azami süreler,
Tutukluluk süresinin infazdan mahsup edilmesi,
adli kontrol için doğrudan uygulanmaz.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda tutuklama ve adli kontrol ayrı ayrı düzenlenmiştir. Tutuklama, istisnai ve son çare olarak öngörülmüşken; adli kontrol, tutuklamaya alternatif bir tedbir olarak kabul edilir.
Bu ayrım nedeniyle kanun koyucu, adli kontrolü tutuklulukla eşdeğer bir özgürlük kısıtlaması olarak görmemiştir.
Uygulamada tüm adli kontrol tedbirleri aynı ağırlıkta değildir. İşte bu noktada istisnalar ve farklı değerlendirmeler gündeme gelir.
Kişinin 24 saat boyunca konuttan çıkmasının yasaklandığı adli kontrol türü, fiili etkileri bakımından tutuklamaya en yakın tedbirdir.
Bu durumda;
Kişi işine gidemez
Sosyal hayatı ciddi şekilde kısıtlanır
Sürekli denetim altındadır
Bu nedenle özellikle Anayasa Mahkemesi, bazı kararlarında konutu terk etmeme tedbirini fiili özgürlükten yoksun bırakma olarak değerlendirmiştir.
Ancak buna rağmen, mevcut yasal düzenlemede bu sürenin otomatik olarak tutukluluk süresinden sayılacağına dair açık bir hüküm yoktur.
Sonuç:
Elektronik kelepçe, kişinin sürekli izlenmesi anlamına gelir. Eğer bu tedbir, konutu terk etmeme ile birlikte uygulanıyorsa, özgürlük kısıtlaması daha da ağırlaşır.
Bu durumda;
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları
Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kararları
özellikle ölçülülük ve orantılılık açısından inceleme yapmaktadır.
Yine de, ceza infazı veya tutukluluk süresi hesabında doğrudan mahsup yapılması genel olarak kabul edilmez.
Bu tür adli kontrol tedbirleri, özgürlüğü asgari düzeyde sınırlayan önlemler olarak kabul edilir.
Bu nedenle;
Tutukluluk süresinden sayılması hukuken mümkün değildir
Hak ihlali iddiası da genellikle kabul görmez
Mahkeme, tutukluluk süresini hesaplarken sadece fiilen cezaevinde geçirilen süreyi dikkate alır.
Adli kontrol süresi;
Tutukluluk süresine eklenmez
Azami tutukluluk süresinin dolup dolmadığı hesabında dikkate alınmaz
Ancak bazı mahkemeler, cezanın alt sınırdan tayini veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi değerlendirmelerde, adli kontrol süresini takdiri indirim unsuru olarak göz önünde bulundurabilmektedir.
Adli kontrol süresi, tutukluluk süresinden sayılmasa bile;
Ölçüsüz uzun sürmüşse
Gerekçesiz uzatılmışsa
Tutuklama yerine otomatik olarak uygulanmışsa
kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali gündeme gelebilir.
Bu durumda;
Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru
Manevi tazminat talebi
mümkün hale gelir.
Özellikle konutu terk etmeme tedbirlerinde, uzun süreli uygulamalar ihlal kararlarına konu olabilmektedir.
Özetle;
Adli kontrolde geçen süre, kural olarak tutukluluk süresinden sayılmaz.
Konutu terk etmeme gibi ağır tedbirler, fiili tutuklama benzeri sonuçlar doğursa da, mevcut mevzuatta otomatik mahsup öngörülmemiştir.
Ancak bu durum, hak ihlali ve tazminat talebi açısından önemlidir.
Her olayda, uygulanan adli kontrolün niteliği, süresi ve etkisi ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Belediyenin Yol Bakımı, Onarımı ve Su Hizmetini Yapmaması Halinde Dava Açılabilir mi? Hukuki ve İdari Yaptırımlar Nelerdir?
1
Adalet Bakanlığı İcra İşleri Daire Başkanı Yusuf Kılıç Kimdir?
2
İlber Ortaylı Hayatını Kaybetti! İlber Ortaylı Kimdir? Nerelidir, Ne İş Yapar? İlber Ortaylı’nın Hayatı ve Bilimsel Mirası
3
Kadir Gecesi Nedir? 2026 Kadir Gecesi Ne Zaman, Önemi ve Yapılması Gereken İbadetler
4
Adalet Bakanlığı Yüksek Müşavirliği Nedir, Ne İş Yapar? Adalet Bakanlığı Yüksek Müşaviri Kimdir?
5
Mahkemelerin Bilirkişi İncelemesi Kararı ve Bilirkişilerin Hukuki Sorumluluğu