
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İstanbul’da düzenlenen “Türkiye Markasının Küresel Anlatısı Türk Dizileri Programı”nda yaptığı konuşmada Türk dizilerinin Türkiye’nin küresel anlatısındaki önemine dikkat çekti. Türk dizilerinin artık yalnızca bir eğlence ve kültür ürünü olmadığını vurgulayan Duran, Türkiye’nin dünyanın en büyük dizi ihracatçıları arasında ilk üçte yer aldığını, Türk yapımlarının 170’i aşkın ülkede 1 milyardan fazla izleyiciye ulaştığını açıkladı.
İletişim Başkanlığı tarafından 28 Ağustos 2026 tarihinde düzenlenen programda sektör temsilcilerine seslenen Burhanettin Duran, insanlık tarihinin özünde hikâyelerin tarihi olduğunu belirterek anlatının geçmişten bugüne taşıdığı güce vurgu yaptı.
Gılgamış Destanı’ndan Orhun Yazıtları’na, Dede Korkut’tan divan şiirine ve Anadolu efsanelerine uzanan geniş bir anlatı geleneğine işaret eden Duran, bugün bu kadim mirasın farklı bir biçimde dizi senaryolarında yaşamaya devam ettiğini söyledi.
Burhanettin Duran, ülkeler hakkında oluşan kanaatlerin yalnızca resmî açıklamalar, diplomatik belgeler veya siyasi değerlendirmeler yoluyla şekillenmediğini ifade etti. İnsanların farklı ülkelerle kurduğu kültürel ve duygusal temasın algıların oluşmasında önemli bir role sahip olduğunu belirten Duran, sinema ve televizyon yapımlarının bu noktadaki etkisine dikkat çekti.
Geçmişte Batı merkezli sinema ve televizyon yapımlarının dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan insanların başka ülkelere yönelik algısını güçlü şekilde etkilediğini kaydeden Duran, kovboy filmlerinden süper kahramanlara, Amerikan şehirlerinden gündelik yaşam tarzlarına kadar birçok unsurun ekranlar aracılığıyla geniş kitlelere taşındığını ifade etti.
Duran, sinema ve televizyonun yalnızca gündelik yaşamı etkileyen kültürel araçlar olmadığını, aynı zamanda tarih boyunca propaganda, ideolojik rekabet ve kültürel hegemonya için de kullanıldığını söyledi. Soğuk Savaş döneminin popüler yapımlarından Rambo ve Rocky serilerini bu duruma örnek gösteren Duran, anlatının gücünün hiçbir düzlemde küçümsenmemesi gerektiğini vurguladı.
Türk dizilerinin dünyadaki yükselişinin bir hegemonya kurma meselesi olmadığının altını çizen İletişim Başkanı Duran, bu yükselişi Türkiye’nin kendi hikâyesini üretme, dolaşıma sokma ve farklı toplumlarla buluşturma kapasitesinin bir sonucu olarak değerlendirdi.
Bir Türk dizisinin Şam’daki bir aileye, Rabat’taki bir salona, Belgrad’daki bir eve, Santiago veya Johannesburg’daki bir izleyiciye ulaşmasıyla Türkiye’nin artık yalnızca haritada görülen uzak bir ülke olmaktan çıktığını ifade eden Duran, İstanbul sokaklarının, Boğaz’ın, Anadolu şehirlerinin, Türk sofralarının, aile ilişkilerinin, müziğinin ve Türkçenin milyonlarca insanın gündelik hayatına girdiğini söyledi.
Duran’ın paylaştığı verilere göre Türkiye, dünyanın en büyük dizi ihracatçıları arasında ilk üç sırada bulunuyor. Türk yapımları bugün 170’i aşkın ülkede 1 milyardan fazla küresel izleyici kitlesine ulaşıyor.
Sektörün ekonomik büyüklüğüne ilişkin de rakamlar paylaşan Duran, 2000’li yılların başında yaklaşık 10 milyon dolar seviyesinde bulunan Türkiye’nin dizi ihracatının bugün 1 milyar doları aşan bir hacme ulaştığını belirtti.
Bu büyümenin yalnızca sektör açısından ekonomik bir başarı anlamına gelmediğini kaydeden Duran, Türk dizilerinin Türkiye markasının dünyadaki algısına da doğrudan katkıda bulunduğunu dile getirdi.
Türk dizilerinin dil ve kültür üzerindeki etkisine ilişkin önemli bir araştırmayı da paylaşan Burhanettin Duran, Yunus Emre Enstitüsü ve RTÜK ortaklığında gerçekleştirilen saha çalışmasının sonuçlarını aktardı.
Duran’ın verdiği bilgiye göre Türkçe öğrenen 5 bin yabancı katılımcının yüzde 81’i Türkçe öğrenme yolculuğuna Türk dizilerini izleyerek başladığını ifade etti.
Farklı araştırmaların da Türk dizilerinin dünyanın dört bir yanında Türkçe öğrenme motivasyonu oluşturduğunu belirten Duran, yapımların Türk ürünlerine, Türkiye turizmine ve Türk kültürüne yönelik ilgiyi de beslediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde şekillenen Türkiye Yüzyılı vizyonuna değinen Duran, Türkiye’nin kendi hikâyesini aracısız biçimde dünyaya anlatmasının bu vizyonun önemli unsurlarından biri olduğunu ifade etti.
Türk dizilerinin yükselişinin yalnızca Türkiye’nin yumuşak güç başarısı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Duran, bunun aynı zamanda tek merkezli küresel anlatı düzeninden çok merkezli bir dünya anlatısına geçişin güçlü işaretlerinden biri olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak Türkiye markasını güçlendirmeyi stratejik iletişim ve kamu diplomasisi çalışmalarının merkezinde gördüklerini kaydeden Duran, devletin ilgili kurumlarının da dizi sektörüne destek verdiğini ifade etti.
Kültür ve Turizm Bakanlığının sektördeki üretimlere sağladığı desteklere değinen Duran, TRT’nin de içinde bulunduğu yapım ve teşvik ekosisteminde senaryo geliştirme, post-prodüksiyon, uluslararası ortak yapımlar ve uluslararası festivallerde temsil gibi alanlardaki kapasitenin artırıldığını söyledi.
TRT’nin uluslararası dijital platformu tabii hakkında da bilgi veren Duran, ilk etapta 25 ülkede ve 5 dilde erişime açılan platformun 13 milyonu aşan üyeye ulaşmasının, Türkiye’nin değer dünyasından beslenen içeriklerin küresel karşılığını gösterdiğini ifade etti.
Önümüzdeki dönemde dijital platformlara uygun özgün içeriklere, ortak yapımlara, format ihracatına, küresel oyuncu, senarist ve yapım ağlarına ve stratejik coğrafyalardaki görünürlüğe daha fazla yatırım yapılması gerektiğini belirten Duran, “İnsanlığın hikayesi de birkaç merkezin kamerasına bırakılamaz” mesajını verdi.
Burhanettin Duran konuşmasının dikkat çeken bölümlerinden birinde Türk dizi sektörünün temsilcilerine de çağrıda bulundu.
Dünyaya ulaşan her hikâyenin aynı zamanda Türkiye hakkında bir anlatı oluşturduğunu söyleyen Duran, ekrana gelen her karakterin, ailenin, evin, sokağın ve diyaloğun Türkiye hakkında bir iz bıraktığını ifade etti.
Sektör temsilcilerinden Türkiye’nin kültürüne, aile yapısına ve toplumsal değerlerine hassasiyet göstermelerini beklediklerini dile getiren Duran, aileyi ve dayanışmayı esas alan, eşler arasındaki sadakati, kardeşliği, komşuluğu, dostluğu ve zor zamanlarda birbirine sahip çıkma kültürünü yaşatan hikâyeleri kıymetli bulduklarını söyledi.
Bu yaklaşımın yaratıcılığı sınırlandırmak anlamına gelmediğini özellikle vurgulayan Duran, sektörün daha cesur ve özgün hikâyeler üretmesini istedi.
Türk dizilerinde aynı türlerin ve hikâyelerin sürekli tekrar edilmesi yerine Anadolu’nun hikâye hazinesine, Türkiye’nin tarihine, şehirlerine, edebiyatına ve insanına daha fazla yönelinmesini isteyen Duran, Türkiye’nin en önemli rekabet avantajlarından birinin sahip olduğu güçlü anlatı birikimi olduğunu ifade etti.
Konuşmasının sonunda senaristlerden yönetmenlere, oyunculardan set arkasında çalışan emekçilere kadar sektöre katkı sağlayan herkese teşekkür eden Burhanettin Duran, “Türkiye Markasının Küresel Anlatısı Türk Dizileri Programı”nın yeni fikirlerin, yeni iş birliklerinin ve dünyaya ulaşacak yeni hikâyelerin başlangıcı olması temennisinde bulundu.

Manifest Grubunun Kurucusu Tolga Akış Adliyeye Sevk Edildi
1
Dünya Liderleri STRATCOM Zirvesi İçin İstanbul’da Buluşuyor
2
Kılıçlı yemin sonrası ihraç edilen Teğmen Ebru Eroğlu’nun iade talebi reddedildi
3
Bakan Fidan: Küresel ve bölgesel sorunlar Antalya’da ortak akılla ele alınacak
4
Adalet Bakanı Akın Gürlek: “Mahkeme Salonları Siyaset Arenası Değildir”
5
Adalet Bakanı Akın Gürlek Duyurdu: Türkiye’ye İade Edilen Şahıs Sayısı 245’e Ulaştı, İki Suç Örgütü Dosyasında Kritik Gelişme Yaşandı