43,5036$% 0.22
51,9004€% -0.36
59,9562£% -0.3
7.208,56%-4,24
12.720,00%-0,11
50.725,00%-0,11
5.162,80%-4,27
%
฿%
Ł%
Ξ%
%
$%


2025’te dünya, barıştan çok silah seslerine uyandı. Özellikle Gazze’de yaşanan insani felaket, yalnızca bölgesel bir kriz değil, küresel vicdanın da ağır bir sınavı oldu. Ateşkes girişimleri sık sık gündeme gelse de kalıcı bir çözüm sağlanamadı; milyonlarca insan temel ihtiyaçlardan yoksun bırakıldı.
Ukrayna savaşı ise yeni bir dengeye evrildi. Cephe hatları zaman zaman sabitlense de, savaşın ekonomik ve siyasi etkileri Avrupa’nın tamamında hissedildi. Savunma harcamaları arttı, enerji politikaları sertleşti ve “uzun savaş” kavramı, yeni normal olarak kabul edilmeye başlandı.
Kızıldeniz ve Doğu Akdeniz’de yaşanan deniz güvenliği krizleri, küresel ticaret yollarını tehdit etti. Sigorta maliyetleri yükseldi, navlun fiyatları arttı ve bu durum doğrudan tüketici enflasyonuna yansıdı.


2025, yapay zekânın tartışmasız biçimde gündemin merkezine yerleştiği yıl oldu. Kamu kurumlarından özel sektöre, medyadan eğitime kadar birçok alanda insan–makine ilişkisi yeniden tanımlandı.
Ancak bu hızlı dönüşüm, ciddi soruları da beraberinde getirdi. İş güvencesi, veri güvenliği, algoritmik adalet ve dezenformasyon başlıkları yoğun biçimde tartışıldı. Deepfake içerikler, siyasi manipülasyonun yeni aracı haline gelirken; birçok ülke ilk kez kapsamlı yapay zekâ düzenlemeleri hazırlamak zorunda kaldı.

Adalet, 2025’te yalnızca mahkeme salonlarında değil, meydanlarda da arandı. İnsan hakları, ifade özgürlüğü ve cezasızlık tartışmaları birçok ülkede kitlesel protestolara yol açtı. Bazı yüksek yargı kararları kamuoyunda geniş yankı uyandırdı; hukuk ile siyaset arasındaki sınır yeniden sorgulandı.
Toplumların ortak talebi netti: Şeffaflık, hesap verebilirlik ve eşitlik. Bu talepler karşılık bulmadığında, sokaklar kaçınılmaz olarak siyasetin bir uzantısına dönüştü.

2025, iklim krizinin artık “gelecek” değil, “şimdi” olduğunu hatırlattı. Aşırı sıcaklar, sel felaketleri, kuraklık ve orman yangınları birçok coğrafyada yaşamı doğrudan etkiledi. Tarımsal üretim düştü, su krizi stratejik bir güvenlik meselesine dönüştü.
İklim politikalarındaki yavaşlık, genç kuşakların tepkisini büyüttü. Çevre hareketleri daha radikal, daha örgütlü ve daha küresel bir yapıya büründü.

Medya, 2025’te hem en güçlü araç hem de en büyük sorunlardan biri oldu. Bilgiye erişim hızlanırken, doğru bilgiye ulaşmak zorlaştı. Algoritmalar, neyin görüleceğini belirleyen yeni editörler haline geldi.
Öte yandan kültür ve sanat, tüm bu baskı ortamında direnç alanları oluşturdu. Belgeseller, kitaplar, dijital yayınlar ve bağımsız gazetecilik girişimleri, toplumsal hafızayı canlı tutma çabasıyla öne çıktı.

2025; rahat, sakin ya da istikrarlı bir yıl olarak hatırlanmayacak. Aksine, krizlerin iç içe geçtiği, eski kabullerin çözüldüğü ve yeni bir dünya düzeninin sancılarının hissedildiği bir yıl olarak kayda geçecek.
Bu yıl, insanlığa şu soruyu açıkça sordu:
“Gücü mü, adaleti mi; hızı mı, hikmeti mi seçeceğiz?”
Cevaplar netleşmedi. Ancak 2025, bu soruların artık ertelenemeyeceğini gösterdi.

2025’te Neler Yaşandı, Nasıl Geçti?