43,5036$% 0.22
51,9004€% -0.36
59,9562£% -0.3
7.208,56%-4,24
12.720,00%-0,11
50.725,00%-0,11
5.162,80%-4,27
%
฿%
Ł%
Ξ%
%
$%

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu ile 10 yönetim kurulu üyesi hakkında açılan ceza davasının üçüncü duruşması, Silivri’de bulunan Marmara Cezaevi kampüsündeki duruşma salonunda başladı. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada sanıklar, “basın ve yayın yoluyla terör propagandası yapmak” ile “basın ve yayın yoluyla yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamalarıyla yargılanıyor.
Beş gün boyunca aralıksız sürmesi planlanan duruşmaların ilk gününde, İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu kapsamlı bir savunma yaptı. Kaboğlu, yargılamaya dayanak gösterilen Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2. maddesi ile Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesinin Anayasa’ya açıkça aykırı olduğunu belirterek, somut norm denetimi kapsamında Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesi gerektiğini ifade etti.
Savunmasında Anayasa’nın 2, 13, 25, 26 ve 90. maddelerine dikkat çeken Kaboğlu, “Anayasa’ya göre bir bilginin gerçeğe aykırı olması tek başına suç sayılmaz. Suçtan söz edilebilmesi için kamu barışını bozma unsurunun oluşması gerekir” dedi. Bu gerekçeyle TCK 217/A maddesinin somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne taşınmasını talep etti.
Kaboğlu, düşünce ve ifade özgürlüğü açısından kritik bir ayrım olduğunun altını çizerek, Anayasa’nın 25. maddesini hatırlattı. Bu maddeye göre kimsenin düşüncelerinden dolayı kınanamayacağını ve suçlanamayacağını vurgulayan Kaboğlu, savcılığın “niyet okuma” yoluyla dava açtığını savundu. “Savaş halinde dahi geçerli olan bu temel hak, burada açıkça ihlal ediliyor. TCK 217/A maddesi Anayasa’ya aykırıdır ve yürürlükten kaldırılmalıdır” ifadelerini kullandı.
Avukat Duygu Köksal da Anayasa Mahkemesi’nin 217/A maddesine ilişkin önceki kararlarının soyut norm denetimi kapsamında kaldığını belirterek, bu davada somut norm denetimi yapılmasının zorunlu olduğunu dile getirdi.
Cumhuriyet savcısı, sanıkların anayasaya aykırılık iddialarının reddedilmesini talep etti. Mahkeme heyeti, verilen aranın ardından bu talepleri oybirliğiyle reddetti.
Cumhuriyet savcısı, duruşma öncesinde sunduğu esas hakkındaki mütalaayı tekrar ettiğini belirterek, yalnızca “terör örgütü propagandası” suçundan ceza talep etti. Anayasaya aykırılık talebinin reddedilmesinin ardından İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyeleri Av. Bengisu Kadı Çavdar, Av. Ekim Bilen Selimoğlu, Av. Fırat Epözdemir, Av. Yelda Koçak Urfa, Av. Mehmedali Barış Beşli ve Av. Hürrem Sönmez esas hakkındaki savunmalarını yaptı. Av. Metin İriz ise savunmasını avukatları aracılığıyla sunacağını açıkladı.
Savunmalarda yargılamanın Silivri Cezaevi kampüsünde yapılmasına sert eleştiriler yöneltildi. Av. Bengisu Kadı Çavdar, cezaevi yerleşkesinde görülen bir davanın peşinen karar verilmiş algısı yarattığını belirterek, “Biz insan haklarını savunduk. İnsan haklarını savunmak suç değildir” dedi.
Av. Yelda Koçak Urfa ise yargılamayı bir tabloya benzeterek, Thomas Satterwhite Noble’ın “Cadı Tepesi” eserini anımsattı. Bu davanın toplumu susturma girişimi olduğunu söyleyen Urfa, “Burada yargılanan savunmadır” ifadelerini kullandı.
Av. Hürrem Sönmez de yargılamanın adalet sistemini bir cezalandırma mekanizmasına dönüştürdüğünü savundu. Sönmez, “Ceza infaz kurumları içinde yapılan duruşmalarda tarafsızlıktan söz edilemez” dedi. Ayrıca Metin Göktepe, Hrant Dink ve Uğur Mumcu’nun ölüm yıl dönümlerine dikkat çekerek, “Biz gazetecilerin öldürüldüğü bu ülkenin avukatlarıyız” diye konuştu.
Av. Fırat Epözdemir, savunmasını yazdığı defteri havaya kaldırarak bu deftere “adaletsizlik defteri” adını verdiğini söyledi. Epözdemir, savcının mütalaasında gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin hakkında ileri sürülen iddialara da tepki göstererek, bu iddiaların hangi resmi belgeye dayandığını sordu.
Duruşmayı çok sayıda baro başkanı, yönetim kurulu üyesi ve sivil toplum temsilcisi izledi. Türkiye Barolar Birliği yöneticileri ile Ankara, Adıyaman, Antalya, Bursa, Gaziantep, Tekirdağ ve diğer barolardan temsilciler duruşmada hazır bulundu. Emek Partisi ve DİSK yöneticileri de İstanbul Barosu yönetimine destek verdi.
Öte yandan, 83 farklı ülkeden hukukçuları temsil eden 30 baro ile 17 uluslararası hukuk örgütünden toplam 60 avukat, davayı bizzat gözlemci olarak takip etti. Avrupa’dan Afrika’ya, Amerika’dan Asya’ya kadar geniş bir coğrafyadan barolar ve hukuk birlikleri Silivri’deki duruşmada yer aldı.
Dava, 6 Ocak’ta yapılacak duruşmayla devam edecek.

Ankara İdare Mahkemelerinden Tarihi Başarı: Temizleme Oranı %100’ün Üzerine Çıktı
1
HSK Uygulama Sınavına Girecek Adaylar Belli Oldu: Liste ve Metinler Yayınlandı
2
Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten Meclis’te Kritik Açıklamalar: “Suça Sürüklenen Çocuk” Kavramı Değişiyor
3
Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten İsrail’in Batı Şeria Kararına Sert Tepki
4
Adalet Hizmetleri Sınfı Geliyor mu? Adalet Bakanlığı Personeli Adalet Hizmetleri Sınıfını Bekliyor, Süreç Hangi Aşamada?
5
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Slovenya Ulusal Meclis Başkanı Urska Klakocar Zupancic ile bir araya geldi