
24 Haziran 2026 Çarşamba

Ticaret Bakanlığı, kuyumculuk sektöründe tüketicilerin doğru bilgilendirilmesi ve piyasada güven ortamının güçlendirilmesi amacıyla önemli bir düzenlemeyi hayata geçiriyor. Laboratuvar ortamında üretilen sentetik kıymetli taşları, “sentetik”, “laboratuvar üretimi” ya da “yapay üretim” ibaresi olmadan satışa sunan kuyum işletmelerine 858 bin 620 liraya kadar idari para cezası uygulanabilecek.
Bakanlık tarafından yapılan açıklamaya göre, pırlanta ve elmas gibi kıymetli taşların teknolojik gelişmelerle birlikte laboratuvar ortamında üretiminin yaygınlaşması, sektörde yeni bir denetim ihtiyacını da beraberinde getirdi. Doğal kıymetli taşlarla sentetik kıymetli taşların tüketici tarafından ayırt edilememesi, özellikle satın alma sürecinde mağduriyetlere neden olabiliyor. Bu nedenle Ticaret Bakanlığı, tüketicinin ürünün niteliği hakkında açık, anlaşılır ve eksiksiz şekilde bilgilendirilmesini zorunlu hale getiren yeni düzenlemeyi duyurdu.
Kuyum Ticareti Hakkında Yönetmelik’te değişiklik yapılmasına ilişkin hazırlanan yönetmelik, Cumhurbaşkanlığı kararıyla Resmi Gazete’de yayımlandı. Düzenlemeyle birlikte kuyum işletmelerinin sentetik kıymetli taş içeren ürünleri satışa sunarken belirli bilgilendirme yükümlülüklerine uyması gerekecek. Buna göre, bu ürünlerin etiketlerinde, ürün sertifikalarında, faturalarında, internet sitelerinde, reklam ve tanıtım materyallerinde “sentetik”, “laboratuvar üretimi”, “yapay üretim” veya Ticaret Bakanlığı tarafından uygun görülecek benzer ifadelerden en az birinin açıkça yer alması zorunlu olacak.
Yeni uygulamada yalnızca yazılı bilgilendirme yeterli görülmeyecek. Sentetik kıymetli taş içeren ürünlerin fiziki satış noktalarında doğal kıymetli taşlardan ayrı vitrinlerde veya ayrı bölümlerde sergilenmesi gerekecek. Elektronik ticaret ortamında ise bu ürünlerin doğal taşlardan ayrı kategori veya bölümlerde satışa sunulması zorunlu tutulacak. Böylece tüketicinin hem mağazada hem de internet üzerinden alışveriş yaparken ürünün doğal mı yoksa laboratuvar ortamında üretilmiş sentetik taş mı olduğunu kolayca anlaması hedefleniyor.
Ticaret Bakanlığı açıklamasında, düzenlemenin temel amacının tüketicilerin yanıltılmasının önüne geçmek olduğunu vurguladı. Bakanlık, doğal kıymetli taşlar ile sentetik kıymetli taşların açık ve anlaşılır şekilde ayrılmasının, bilinçli tüketici tercihini destekleyeceğini belirtti. Aynı zamanda bu adımın sektörde adil rekabet koşullarını güçlendirmesi bekleniyor. Çünkü ürünün niteliğini açık şekilde belirten işletmeler ile tüketiciyi yanıltabilecek şekilde satış yapan işletmeler arasındaki fark, yeni denetim mekanizmasıyla daha görünür hale gelecek.
Düzenlemeye aykırı hareket eden kuyum işletmeleri için uygulanacak idari para cezaları da netleşti. Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında, söz konusu yükümlülüklere uymayan işletmelere 2026 yılı için 28 bin 620 liradan 858 bin 620 liraya kadar idari para cezası verilebilecek. Bu kapsamda sentetik taş içeren ürünü doğal taş algısı oluşturacak şekilde satışa sunan, etiketinde gerekli ibarelere yer vermeyen, sertifika veya faturalarda bilgilendirme yapmayan işletmeler yaptırımla karşı karşıya kalabilecek.
Bakanlık, açıklamasında ticarette şeffaflığın artırılması ve tüketicilerin korunması için gerekli tüm tedbirlerin alınmaya devam edeceğini bildirdi. Denetim faaliyetlerinin kararlılıkla sürdürüleceğini belirten Ticaret Bakanlığı, güvenilir piyasa yapısının güçlendirilmesine yönelik çalışmaların devam edeceğini aktardı.
Yeni düzenleme, kuyumculuk sektöründe özellikle pırlanta, elmas ve benzeri kıymetli taş alışverişlerinde tüketicinin daha bilinçli karar vermesini sağlayacak. Satışa sunulan ürünün doğal taş mı, laboratuvar ortamında üretilmiş sentetik taş mı olduğu artık hem vitrinde hem belgede hem de dijital satış kanallarında açıkça belirtilecek. Böylece tüketici, ürünün değerini ve niteliğini bilerek alışveriş yapabilecek.
Ne oldu
Sentetik kıymetli taşların “sentetik”, “laboratuvar üretimi” veya “yapay üretim” ibaresi olmadan satılmasına karşı yeni yükümlülükler getirildi.
Kimleri ilgilendiriyor
Düzenleme, kuyum işletmelerini, elektronik ticaret üzerinden satış yapan işletmeleri ve kıymetli taş satın alacak tüketicileri ilgilendiriyor.
Nerede uygulanacak
Fiziki kuyum mağazalarında ve elektronik ticaret ortamında uygulanacak.
Ne zaman geçerli olacak
Düzenleme Resmi Gazete’de yayımlandı. İdari para cezaları 2026 yılı için 28 bin 620 lira ile 858 bin 620 lira arasında uygulanabilecek.
Neden yapıldı
Tüketicilerin doğal taş ile sentetik taş ayrımını kolayca yapabilmesi, yanıltıcı satışların önlenmesi ve sektörde güven ortamının güçlendirilmesi amacıyla yapıldı.
Nasıl uygulanacak
Sentetik taş içeren ürünlerde açık ibare zorunlu olacak. Ürünler fiziki mağazalarda ayrı vitrinlerde, e-ticarette ise ayrı kategori veya bölümlerde satışa sunulacak.
Sentetik taş satışı yasaklandı mı
Hayır. Sentetik kıymetli taşların satışı yasaklanmadı. Ancak bu ürünlerin sentetik, laboratuvar üretimi veya yapay üretim olduğunun açıkça belirtilmesi zorunlu hale getirildi.
Etiketsiz sentetik taş satan kuyumcuya ne kadar ceza verilecek
Yükümlülüklere aykırı hareket eden işletmelere 2026 yılı için 28 bin 620 liradan 858 bin 620 liraya kadar idari para cezası uygulanabilecek.
Sentetik taşlar doğal taşlarla aynı vitrinde satılabilecek mi
Hayır. Sentetik kıymetli taş içeren ürünlerin doğal kıymetli taşlardan ayrı vitrin veya bölümlerde satışa sunulması zorunlu olacak.
İnternetten yapılan satışlarda da bu kural geçerli mi
Evet. Elektronik ticaret ortamında sentetik kıymetli taş içeren ürünler ayrı kategori veya bölümlerde satışa sunulacak.
Kaynak
Ticaret Bakanlığı açıklaması ve Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik düzenlemesi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Su Verimliliği Seferberliği kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin yaptığı açıklamada, su kaynaklarının korunmasının sürdürülebilir bir gelecek için hayati önem taşıdığını vurguladı. Emine Erdoğan, suyun her damlasını koruma anlayışının toplumun tüm alanlarında güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Emine Erdoğan, açıklamasında Su Verimliliği Seferberliği’nin yalnızca bugüne yönelik bir çalışma olmadığını, aynı zamanda gelecek nesillerin yaşam hakkını güvence altına alan önemli bir dönüşüm hareketi olduğunu belirtti. Su kaynaklarının korunması adına başlatılan bu seferberliğin güçlü bir farkındalık oluşturduğunu ifade eden Erdoğan, sürecin sürdürülebilir su yönetimi açısından kritik bir adım olduğunu söyledi.
Su Verimliliği Seferberliği kapsamında hayata geçirilen “Su Verimliliği Bilgi Sistemi ve Belgelendirme Süreci”ne de dikkat çeken Emine Erdoğan, bu uygulamanın suyun korunmasına yönelik çabaları daha sistemli ve etkili hale getireceğine inandığını dile getirdi. Erdoğan’a göre söz konusu sistem, suyun her damlasını koruma yaklaşımını tüm alanlarda daha da güçlendirecek önemli bir mekanizma olarak öne çıkıyor.
Suyun sadece günlük yaşamın değil, aynı zamanda doğanın, üretimin ve geleceğin temel kaynağı olduğuna işaret eden açıklama, su verimliliğinin artık ertelenemez bir sorumluluk olduğunu bir kez daha gündeme taşıdı. Emine Erdoğan’ın değerlendirmesinde öne çıkan ana mesaj ise suyun bereketini korumak ve bu bilinci kalıcı bir yaşam kültürüne dönüştürmek oldu.
Emine Erdoğan, suyun korunmasına yönelik atılan her adımın sürdürülebilir bir geleceğin inşasına katkı sunduğunu belirterek, Su Verimliliği Bilgi Sistemi ve Belgelendirme Süreci’nin bu alanda önemli bir rol üstleneceğini ifade etti. Bu sistemin, su kullanımında bilinçli hareket edilmesini teşvik etmesi ve kaynakların daha verimli yönetilmesine katkı sağlaması bekleniyor.
Su kaynaklarının korunması, yalnızca kurumsal çalışmalarla sınırlı olmayan, bireylerden kurumlara kadar herkesin sorumluluk üstlenmesini gerektiren geniş kapsamlı bir konu olarak değerlendiriliyor. Emine Erdoğan’ın açıklaması da bu noktada, su verimliliğinin toplumsal ölçekte benimsenmesi gerektiğine yönelik güçlü bir çağrı niteliği taşıyor.
Açıklamada, suyun bereketini korumaya yönelik çalışmaların önemine özellikle vurgu yapıldı. Emine Erdoğan, bu anlamlı adımın sürdürülebilir bir geleceğin inşasına katkı sunmasını temenni etti. Böylece Su Verimliliği Seferberliği’nin, hem bugünün ihtiyaçlarına hem de yarının yaşam koşullarına yönelik stratejik bir dönüşüm süreci olduğu mesajı verildi.
Su Verimliliği Seferberliği, su kaynaklarının korunması için başlatılan güçlü bir dönüşüm hareketinin ilk adımı olarak tanımlanırken, bu kapsamda geliştirilen bilgi sistemi ve belgelendirme sürecinin uygulamaya değer katacağı belirtildi. Emine Erdoğan’ın açıklamasında öne çıkan “suyun her damlasını korumalıyız” mesajı, çevresel sorumluluk ve sürdürülebilirlik açısından dikkat çekici bir çağrı olarak kamuoyuna yansıdı.
Bu açıklama, suyun korunmasının yalnızca çevresel bir mesele olmadığını, aynı zamanda gelecek kuşaklara karşı ortak bir sorumluluk olduğunu ortaya koyuyor. Su Verimliliği Seferberliği ile birlikte su yönetiminde daha bilinçli, daha planlı ve daha kalıcı bir yaklaşımın güçlendirilmesi hedefleniyor.
Emine Erdoğan hangi konuda açıklama yaptı?
Emine Erdoğan, Su Verimliliği Seferberliği kapsamında yürütülen çalışmalar ve su kaynaklarının korunması konusunda açıklamada bulundu.
Su Verimliliği Seferberliği neden önemli?
Seferberlik, su kaynaklarının korunmasına yönelik güçlü bir dönüşüm hareketinin ilk adımı olarak görülüyor.
Su Verimliliği Bilgi Sistemi ve Belgelendirme Süreci neyi amaçlıyor?
Bu süreç, suyun her damlasını koruma yaklaşımını tüm alanlarda güçlendirmeyi ve sürdürülebilir su yönetimine katkı sunmayı amaçlıyor.
Emine Erdoğan’ın temel mesajı ne oldu?
Emine Erdoğan, suyun bereketini korumak ve sürdürülebilir bir gelecek için suyun her damlasına sahip çıkmak gerektiğini vurguladı.

Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde güvenlik tedbirleri en üst seviyeye çıkarıldı. Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamaya göre, zirve sürecinde kent genelinde uygulanmak üzere hazırlanan “Operasyon Turkuaz” planı devreye alındı. Plan kapsamında şehir giriş ve çıkışlarından otellere, parklardan işletmelere, kritik güzergahlardan kalabalık alanlara kadar geniş bir güvenlik ağı oluşturuldu.
Başkentte düzenlenecek zirve nedeniyle hem yerli hem de yabancı heyetlerin, turistlerin ve çok sayıda görevlinin kentte bulunması bekleniyor. Bu nedenle Ankara İl Emniyet Müdürlüğü, olası güvenlik risklerine karşı kapsamlı bir hazırlık yaptı. Operasyon Turkuaz adı verilen özel plan doğrultusunda, il genelinde yoğun denetimler ve özel operasyonlar gerçekleştirilmeye başlandı.
Zirve öncesi alınan önlemler kapsamında Ankara’nın şehir giriş ve çıkış noktalarında güvenlik kontrolleri artırıldı. Ekipler, şüpheli şahıs ve araçlara yönelik denetimlerini sıklaştırdı. Kent genelinde belirlenen 9 ilçede uygulama ve denetimler yoğunlaştırıldı.
NATO görev alanı olarak oluşturulan bölgelerde polis ekipleri 24 saat esasına göre görevlendirildi. Belirlenen bölgelerde şüpheli kişi ve araçlara yönelik çalışmalar planlı şekilde yürütülüyor. Özel harekat ekipleri, yunuslar, narkoasayiş ekipleri ve kritik noktalara yerleştirilen sivil ekiplerle zirve güzergahlarında güvenlik tedbirleri artırıldı.
Bu kapsamda Ankara’da özellikle halkın yoğun olarak bulunduğu alanlarda görünür güvenlik önlemleri dikkat çekiyor. Parklar, açık ve kapalı alanlar, kafeler, eğlence mekanları ve işletmeler denetim kapsamına alındı.
Zirve kapsamında alınan güvenlik tedbirlerini yerinde inceleyen Ankara Emniyet Müdürü Maksut Yüksek, ekiplerin sahadaki çalışmalarını denetledi. Yüksek, halkın yoğun olarak bulunduğu yerlerde, parklarda, açık ve kapalı alanlarda, kafe ve eğlence mekanlarında denetimlerin artırılması talimatını verdi.
Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün açıklamasına göre, uygulamalar sadece zirve alanıyla sınırlı kalmadı. Zirve dolayısıyla çok sayıda turist ve heyeti ağırlaması beklenen işletmeler ve oteller de denetime tabi tutuldu. Otellerde ve işletmelerde güvenlik tedbirleri kontrol edilirken, kent genelinde kamu düzenini bozabilecek kişi ve gruplara yönelik çalışmalar da yoğunlaştırıldı.
Dilenciler, değnekçiler ve hanutçular gibi gruplara karşı da taviz verilmeyeceği belirtildi. Bu çerçevede, zirve öncesinde hem kent güvenliğini hem de kamu düzenini korumaya yönelik çok yönlü bir uygulama yürütülüyor.
Operasyon Turkuaz kapsamında Ankara genelinde geniş çaplı denetimler gerçekleştirildi. İl genelinde belirlenen 9 ilçede 215 nokta, 151 park ve 120 işletmede uygulama yapıldı. Denetimlere 39 tim ve 450 personel katıldı.
Polis ekipleri, sahada hem güvenlik kontrolleri yaptı hem de şüpheli görülen kişi ve araçlar üzerinde çalışma yürüttü. Kritik bölgelerde görev alan sivil ekipler de güzergah güvenliği için destek verdi. Özel harekat, yunuslar ve narkoasayiş ekiplerinin katılımıyla yürütülen denetimler, zirve süreci boyunca kentte güvenlik seviyesinin yüksek tutulacağını gösterdi.
Operasyon Turkuaz yalnızca anlık güvenlik denetimlerinden oluşmuyor. Plan kapsamında il genelinde uzun süredir aranan şahıslara yönelik özel operasyonlar da gerçekleştiriliyor. Yakalanan şahısların cezaevine teslim edildiği bildirildi.
Bu çalışmalarla, zirve öncesinde kamu güvenliğini tehdit edebilecek unsurların etkisiz hale getirilmesi hedefleniyor. Ankara Emniyet Müdürlüğü ekipleri, aranan şahısların yakalanması için farklı noktalarda eş zamanlı operasyonlar yürütüyor.
Zirve öncesinde terör örgütlerinin eylem ve faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik operasyonlar da gerçekleştirildi. Yapılan operasyonlarda 209 şüphelinin yakalandığı öğrenildi. Gözaltına alınan şüphelilerin işlemlerinin devam ettiği belirtildi.
Ankara’da NATO Zirvesi gibi uluslararası öneme sahip bir organizasyon öncesinde güvenlik birimlerinin kapsamlı bir çalışma yürütmesi, kent genelindeki hareketliliği de artırdı. Operasyon Turkuaz ile hem zirveye katılacak heyetlerin güvenliğinin sağlanması hem de vatandaşların günlük yaşamını güven içinde sürdürebilmesi amaçlanıyor.
Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen güvenlik planı, 7-8 Temmuz’da yapılacak zirve öncesinde başkentte geniş bir alana yayılan denetimlerin devam edeceğini ortaya koyuyor. Kent giriş çıkışlarından otellere, parklardan işletmelere kadar uzanan kontrollerle Ankara’nın zirveye hazır hale getirilmesi hedefleniyor.
Operasyon Turkuaz nedir?
Operasyon Turkuaz, Ankara’da 7-8 Temmuz’da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından hazırlanan güvenlik planıdır.
Ankara’da güvenlik önlemleri nerelerde artırıldı?
Şehir giriş ve çıkışları, 9 ilçe, 215 nokta, 151 park, 120 işletme, oteller, güzergahlar ve halkın yoğun olduğu alanlarda denetimler artırıldı.
Operasyon kapsamında kaç şüpheli yakalandı?
Terör örgütlerinin eylem ve faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik operasyonda 209 şüpheli yakalandı. Şüphelilerin gözaltı işlemleri sürüyor.
Denetimlerde kaç personel görev aldı?
9 ilçede yapılan uygulamalarda 39 tim ve 450 personel görev aldı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen “Yeni İletişim Teknolojileri ve Aile” paneli ile “Yeni İletişim Teknolojileri ve Ebeveynlik” kitabının tanıtım programının ardından sosyal medya hesabından teşekkür paylaşımı yaptı. Duran, paylaşımında dijital dönüşümün aile kurumu, çocuklar ve ebeveynlik üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, çocukların dijital dünyada güvenli ve bilinçli bireyler olarak yetişmesinde aile içindeki güven ortamının belirleyici olduğunu vurguladı.
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, X hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen programda kıymetli misafirlerle bir araya gelmekten memnuniyet duyduğunu ifade etti. Program kapsamında hem “Yeni İletişim Teknolojileri ve Aile” paneli gerçekleştirildi hem de “Yeni İletişim Teknolojileri ve Ebeveynlik” kitabının tanıtımı yapıldı.
Duran’ın açıklamasında öne çıkan ana başlıklardan biri, dijital dönüşümün toplumun her alanına yayılan etkisi oldu. İletişim Başkanı Duran, teknolojinin hayatın merkezinde daha fazla yer aldığı bu dönemde aile kurumunun korunmasının büyük önem taşıdığını belirtti. Duran’a göre çocukların dijital dünyada güvenli, bilinçli ve donanımlı bireyler olarak yetişmesi yalnızca teknik önlemlerle değil, aynı zamanda güçlü aile rehberliğiyle mümkün olabilir.
Burhanettin Duran, paylaşımında ebeveynlere düşen sorumluluğa da özel olarak değindi. Duran, anne ve babaların dijital dünyayı yalnızca bir risk alanı olarak görmemesi gerektiğini belirterek, çocuklara rehberlik edilmesinin önemini vurguladı. Bu yaklaşım, çocukların teknolojiyle tamamen kopuk bir ilişki kurması yerine dijital mecraları bilinçli, kontrollü ve doğru şekilde kullanabilmesini hedefleyen bir çerçeve ortaya koydu.
Duran’ın açıklamasında dikkat çeken ifadelerden biri, çocukları bilinçli birer “dijital vatandaş” yapabilmek için en güçlü şifrenin aile içindeki güven ortamı olduğu yönündeki değerlendirme oldu. Bu mesaj, dijital ebeveynlik konusunda yalnızca yasaklayıcı ya da sınırlandırıcı yöntemlerin yeterli olmadığını, çocuklarla kurulan güven ilişkisinin sürecin merkezinde bulunması gerektiğini ortaya koydu.
İletişim Başkanı Duran, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak medya okuryazarlığından dijital ebeveynliğe kadar birçok alanda çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Duran, bu çalışmalarla ailelerin yanında olmaya devam edeceklerini ifade etti.
Paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde aile yapısını güçlendirmeye, çocukların ve gençlerin geleceğini korumaya yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceği de kaydedildi. Duran’ın mesajında aile kurumunun güçlendirilmesi, çocukların dijital tehditlere karşı korunması ve gençlerin geleceğe daha donanımlı hazırlanması temel başlıklar arasında yer aldı.
Burhanettin Duran, “Yeni İletişim Teknolojileri ve Ebeveynlik” kitabının tanıtımına ilişkin de değerlendirmede bulundu. Kitabın bir farkındalık oluşturmasını temenni eden Duran, eserin çocukların daha güvenli ve donanımlı şahsiyetler olarak yetiştirilmesi noktasında anne ve babalara katkı sağlamasını diledi.
Duran’ın paylaşımında kitap, dijital ebeveynlik alanında ailelere rehberlik edebilecek bir çalışma olarak öne çıktı. Programın ve kitabın, dijital çağda çocuk yetiştirme sorumluluğunu üstlenen ebeveynler için önemli bir farkındalık alanı oluşturması bekleniyor.
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, paylaşımının sonunda programa katılan isimlere teşekkür etti. Duran, programı teşrif eden Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a, panelistlere ve emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarına teşekkürlerini iletti.
Duran’ın açıklaması, dijitalleşme çağında aile kurumunun korunması, çocukların bilinçli dijital vatandaşlar olarak yetiştirilmesi ve ebeveynlerin dijital dünyadaki rehberlik rolünün güçlendirilmesi mesajlarıyla öne çıktı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen panel ve kitap tanıtım programı, yeni iletişim teknolojilerinin aile hayatı üzerindeki etkilerini gündeme taşıdı.
Ne oldu
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, “Yeni İletişim Teknolojileri ve Aile” paneli ile “Yeni İletişim Teknolojileri ve Ebeveynlik” kitabının tanıtım programı sonrası teşekkür paylaşımı yaptı.
Kim açıkladı
Açıklama, İletişim Başkanı Burhanettin Duran tarafından X hesabından yapıldı.
Nerede gerçekleşti
Program, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlendi.
Ne zaman açıklandı
Duran, panel ve kitap tanıtım programının ardından sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.
Neden önemli
Açıklamada dijital dönüşüm, aile kurumu, çocukların güvenli dijital gelişimi ve ebeveynlerin rehberlik sorumluluğu öne çıkarıldı.
Nasıl değerlendirildi
Duran, çocukların bilinçli dijital vatandaşlar olarak yetişmesinde aile içindeki güven ortamının en güçlü unsur olduğunu vurguladı.
Burhanettin Duran hangi programla ilgili paylaşım yaptı
Duran, “Yeni İletişim Teknolojileri ve Aile” paneli ile “Yeni İletişim Teknolojileri ve Ebeveynlik” kitabının tanıtım programına ilişkin paylaşım yaptı.
Duran’ın dijital ebeveynlik mesajı ne oldu
Duran, ebeveynlerin dijital dünyayı yalnızca risk alanı olarak görmemesi gerektiğini, çocuklarına rehberlik ederek süreci doğru yönetmelerinin önemli olduğunu belirtti.
Yeni İletişim Teknolojileri ve Ebeveynlik kitabının amacı ne
Duran’ın paylaşımına göre kitabın, ailelerde farkındalık oluşturması ve çocukların daha güvenli, donanımlı bireyler olarak yetiştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.
Programa kimlere teşekkür edildi
Duran, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a, panelistlere ve emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarına teşekkür etti.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımız tarafından düzenlenen “Yeni İletişim Teknolojileri ve Aile” panelinde ve “Yeni İletişim Teknolojileri ve Ebeveynlik” kitabımızın tanıtım programında kıymetli misafirlerimizle bir araya gelmekten memnuniyet duydum.
Dijital dönüşümün… pic.twitter.com/skNrcZZAVH
— Burhanettin Duran (@burhanduran) June 23, 2026

Toplu Konut İdaresi Başkanlığı TOKİ, vatandaşları sahte sosyal medya reklamları ve e-Devlet arayüzünü taklit eden internet sitelerine karşı uyardı. TOKİ tarafından 23.06.2026 tarihli kamuoyu duyurusunda, idarece yürütülen “Açık Satış Kampanyaları” sürecinde bazı sahte reklamlarla vatandaşların yanıltılmaya çalışıldığının tespit edildiği bildirildi.
Duyuruda, sosyal medya platformlarında TOKİ amblemi kullanılarak sahte reklamlar verildiği, bu reklamlar üzerinden vatandaşların e-Devlet arayüzünü taklit eden sahte sitelere yönlendirildiği ifade edildi. TOKİ, vatandaşların bu yöntemlerle dolandırılmaya çalışıldığına dikkat çekerek resmi kanallar dışında hiçbir işlem yapılmaması gerektiğini vurguladı.
TOKİ’nin kamuoyuna yaptığı açıklamada, özellikle “Açık Satış Kampanyaları” döneminde vatandaşların daha dikkatli olması gerektiği belirtildi. Kurum, TOKİ logosu veya amblemi kullanılarak oluşturulan sahte sosyal medya reklamlarına tıklanmaması gerektiğini açık bir şekilde duyurdu.
Açıklamada, mağduriyet yaşanmaması adına vatandaşlardan sahte reklamlara itibar etmemeleri istendi. TOKİ, resmi işlem kanallarının dışında yapılan yönlendirmelerin risk taşıdığına işaret ederek, başvuru ve ödeme süreçlerinde yalnızca yetkili kanalların kullanılmasını istedi.
Duyurunun en dikkat çeken bölümlerinden biri de e-Devlet arayüzünü taklit eden sahte siteler oldu. TOKİ, sosyal medya reklamları aracılığıyla vatandaşların bu sahte sitelere yönlendirildiğini ve bu şekilde dolandırılmaya çalışıldığını bildirdi.
Vatandaşların özellikle TOKİ amblemi bulunan ancak resmi kanal olmayan reklamlar üzerinden herhangi bir işlem yapmaması gerektiği vurgulandı. Kurum, sahte siteler üzerinden yapılan başvuruların veya para transferlerinin vatandaşları mağdur edebileceğine dikkat çekti.
TOKİ’nin duyurusunda en net uyarılardan biri ödeme talepleriyle ilgili oldu. Kurum, yetkili olduğunu iddia eden kişilere ödeme yapılmaması gerektiğini belirtti. Açıklamada, TOKİ’nin şahsi IBAN numaraları üzerinden kesinlikle para transferi, kapora veya işlem ücreti talep etmediği ifade edildi.
Bu uyarı, özellikle kendisini yetkili gibi tanıtan kişi veya kişiler üzerinden yapılan ödeme taleplerine karşı vatandaşların dikkatli olması gerektiğini ortaya koydu. TOKİ, herhangi bir kişinin şahsi hesabına para gönderilmemesi gerektiğini vurgulayarak resmi ödeme kanallarına işaret etti.
TOKİ tarafından yapılan kamuoyu duyurusunda resmi ve tek yetkili kanallar da paylaşıldı. Buna göre vatandaşların işlem yaparken yalnızca www.toki.gov.tr adresini, Halkbank ve Ziraat Bankası yetkili şubelerini dikkate alması gerektiği belirtildi.
Kurum ayrıca resmi çağrı merkezi numarasını da duyurdu. TOKİ ile ilgili bilgi almak isteyen vatandaşlar için resmi çağrı merkezi numarasının 444 86 54 olduğu açıklandı. TOKİ, vatandaşların resmi kanallar dışındaki kişi, reklam, bağlantı veya yönlendirmelere itibar etmemesi gerektiğini bildirdi.
TOKİ’nin kamuoyu duyurusunda vatandaşların mağduriyet yaşamaması için iki temel noktaya dikkat çekildi. İlk olarak, TOKİ logosu kullanılarak oluşturulmuş sahte sosyal medya reklamlarına tıklanarak işlem yapılmaması istendi. İkinci olarak, yetkili olduğunu iddia eden kişilere ödeme yapılmaması gerektiği bildirildi.
Kurum, şahsi IBAN numaraları üzerinden para transferi, kapora veya işlem ücreti talep etmediğini özellikle vurguladı. Böylece vatandaşların başvuru ve ödeme süreçlerinde yalnızca resmi kanallara yönelmesi gerektiği bir kez daha hatırlatıldı.
TOKİ’nin yaptığı duyuruda olayın muhatabı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ve TOKİ kampanyalarına başvurmak isteyen vatandaşlar oldu. Duyuruya göre olay, idarece yürütülen “Açık Satış Kampanyaları” sırasında ortaya çıktı. Sahte sosyal medya reklamları üzerinden vatandaşların e-Devlet arayüzünü taklit eden sahte internet sitelerine yönlendirildiği tespit edildi.
Uyarı, 23.06.2026 tarihli kamuoyu duyurusuyla yapıldı. Olayın gerçekleştiği mecra sosyal medya platformları ve sahte internet siteleri olarak açıklandı. TOKİ, bu girişimlerin vatandaşları dolandırmaya yönelik olduğunu belirtti. Süreç ise TOKİ amblemli sahte reklamların kullanılması, vatandaşların sahte sitelere yönlendirilmesi ve bazı kişiler tarafından ödeme talep edilmesi şeklinde aktarıldı.
TOKİ, sahte sosyal medya reklamları ve e-Devlet arayüzünü taklit eden sahte siteler üzerinden vatandaşların dolandırılmaya çalışıldığı konusunda uyarı yaptı.
Hayır. TOKİ duyurusunda, şahsi IBAN numaraları üzerinden para transferi, kapora veya işlem ücreti talep edilmediğini açıkladı.
TOKİ’nin duyurusunda resmi kanallar www.toki.gov.tr, Halkbank ve Ziraat Bankası yetkili şubeleri olarak belirtildi. Resmi çağrı merkezi numarası ise 444 86 54 olarak paylaşıldı.
Hayır. TOKİ, logosu kullanılarak hazırlanan sahte sosyal medya reklamlarına tıklanarak hiçbir işlem yapılmaması gerektiğini duyurdu.
📢 KAMUOYU DUYURUSU pic.twitter.com/vNamPNCAVX
— TOKİ (@Toki_Kurumsal) June 23, 2026