43,5036$% 0.22
51,9004€% -0.36
59,9562£% -0.3
7.208,56%-4,24
12.720,00%-0,11
50.725,00%-0,11
5.162,80%-4,27
%
฿%
Ł%
Ξ%
%
$%

13 Mart 2026 Cuma

Türk tarihçiliğinin en önemli isimlerinden biri olarak kabul edilen Prof. Dr. İlber Ortaylı, Osmanlı tarihi ve Türk modernleşmesi üzerine yaptığı çalışmalarla yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası akademik dünyada da saygın bir yer edinmiş bir bilim insanıdır. Akademisyen, yazar ve araştırmacı kimliğiyle tanınan Ortaylı, onlarca yıl boyunca tarih biliminin popülerleşmesine büyük katkı sağlamış; televizyon programlarından konferanslara, kitaplardan akademik makalelere kadar geniş bir alanda tarih bilgisini toplumla buluşturmuştur.
İlber Ortaylı, 21 Mayıs 1947 tarihinde Avusturya’nın Bregenz kentinde bir göçmen kampında dünyaya geldi. Ailesi Kırım Tatarı kökenlidir ve Sovyetler Birliği döneminde yaşanan baskılar nedeniyle Avrupa’ya göç etmek zorunda kalmıştır. Ortaylı henüz iki yaşındayken ailesiyle birlikte Türkiye’ye yerleşmiştir.
Çocukluk ve gençlik yılları İstanbul ve Ankara’da geçen Ortaylı, çok kültürlü bir ortamda büyüdü. Babasının etkisiyle Almanca, annesinin etkisiyle Rusça öğrenerek küçük yaşta çok dilli bir eğitim ortamına girdi. Daha sonra Türkçe başta olmak üzere İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Rusça, Farsça ve Osmanlı Türkçesi gibi birçok dili kullanabilecek seviyede öğrenerek akademik çalışmalarını geniş bir kaynak dünyasına dayandırdı.
İlber Ortaylı’nın akademik yolculuğu Türkiye’nin en köklü eğitim kurumlarında başladı. İlk öğrenimini İstanbul’da Avusturya Lisesi’nde, lise eğitimini ise Ankara Atatürk Lisesi’nde tamamladı. Üniversite eğitimine Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde başladı ve burada devlet yönetimi, tarih ve siyaset alanlarında önemli akademisyenlerin öğrencisi oldu.
Daha sonra akademik çalışmalarını yurt dışında sürdürerek Viyana Üniversitesi’nde Slavistik ve Doğu Avrupa çalışmaları üzerine eğitim aldı. Yüksek lisansını Chicago Üniversitesi’nde dünyaca ünlü Osmanlı tarihçisi Halil İnalcık’ın danışmanlığında tamamladı. Doktora derecesini ise Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde “Tanzimat Sonrası Mahalli İdareler” başlıklı teziyle aldı.
Bu süreç, Ortaylı’nın akademik kimliğinin şekillenmesinde önemli rol oynadı. Hem Batı tarih metodolojisini hem de Osmanlı kaynaklarını birlikte kullanabilen bir tarihçi olarak yetişti.
İlber Ortaylı, doktora sonrası Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde akademisyen olarak görev yapmaya başladı. 1979 yılında doçent unvanını aldı ve kısa süre içinde Türkiye’nin önde gelen tarihçilerinden biri haline geldi.
1980 askeri darbesi sonrasında akademide yaşanan değişikliklere tepki göstererek görevinden ayrılan Ortaylı, bir süre Avrupa ve Rusya’daki üniversitelerde ders verdi. 1989 yılında yeniden Ankara Üniversitesi’ne dönerek profesör oldu ve İdare Tarihi Anabilim Dalı’nın başkanlığını yürüttü.
Akademik kariyerinde ayrıca şu görevlerde bulundu:
Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde öğretim üyeliği
Bilkent Üniversitesi’nde tarih dersleri
Galatasaray Üniversitesi’nde öğretim üyeliği
Medipol Üniversitesi’nde akademik çalışmalar
2005 yılında İstanbul’daki Topkapı Sarayı Müzesi’nin başkanlığına getirildi ve bu görevi 2012 yılına kadar sürdürdü.
İlber Ortaylı, temel olarak Osmanlı tarihi, Türk modernleşmesi, diplomasi tarihi ve kültür tarihi üzerine çalışan bir akademisyendi.
Çalışmalarının önemli bir kısmı şu konular üzerine yoğunlaşmıştır:
Osmanlı İmparatorluğu’nun idari yapısı
Tanzimat ve modernleşme dönemi
Osmanlı-Rusya ve Osmanlı-Avrupa ilişkileri
şehir ve kültür tarihi
Osmanlı bürokrasisinin dönüşümü
Ortaylı’nın akademik çalışmaları yalnızca üniversitelerle sınırlı kalmadı. Tarihi geniş kitlelere anlatan kitaplar yazdı, televizyon programlarına katıldı ve yüzlerce konferans verdi. Bu yönüyle Türkiye’de “tarihi sevdiren akademisyen” olarak anıldı.
İlber Ortaylı, onlarca kitap ve yüzlerce makale yayımladı. En bilinen eserlerinden bazıları şunlardır:
Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek
İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı
Osmanlı İmparatorluğu’nda Alman Nüfuzu
Türklerin Tarihi
Zaman Kaybolmaz
İstanbul’dan Sayfalar
Bu eserlerde Ortaylı, yalnızca akademik analiz yapmakla kalmamış; tarihi toplumun gündelik hayatı ile ilişkilendirerek anlatmıştır. Özellikle Osmanlı tarihini modern Türkiye’nin anlaşılması açısından yorumlaması, onun tarihçilik yaklaşımının en belirgin özelliklerinden biri olmuştur.
İlber Ortaylı, Türkiye’de tarih biliminin popülerleşmesinde büyük rol oynayan bir isimdir. Televizyon programlarında ve konferanslarında yaptığı anlatımlar sayesinde geniş kitleler tarih konularına ilgi duymaya başlamıştır.
Keskin üslubu, güçlü hitabeti ve geniş bilgi birikimi nedeniyle kamuoyunda sık sık “yaşayan kütüphane” olarak anılmıştır.
Ayrıca kültür politikaları, şehir tarihi, mimari ve eğitim konularında yaptığı yorumlarla Türkiye’de entelektüel tartışmaların önemli figürlerinden biri olmuştur.
Türk tarihçiliğinin en önemli isimlerinden Prof. Dr. İlber Ortaylı, bir süredir sağlık sorunları nedeniyle hastanede tedavi görüyordu. Yoğun bakım servisinde sürdürülen tedavinin ardından 13 Mart 2026 tarihinde 78 yaşında hayatını kaybetti.
Ortaylı’nın vefatı, akademi dünyasında ve Türkiye kamuoyunda büyük üzüntüyle karşılandı. Yarım asrı aşan akademik kariyeri boyunca Osmanlı tarihi, kültür tarihi ve Türk modernleşmesi üzerine yaptığı çalışmalar, tarih disiplinine kalıcı katkılar sağlamıştır.
İlber Ortaylı yalnızca bir akademisyen değil, aynı zamanda tarih bilincinin toplumda yerleşmesine katkı sağlayan bir düşünce insanıydı.
Onun mirası üç temel başlıkta özetlenebilir:
Osmanlı ve Türk tarihi üzerine uluslararası düzeyde akademik çalışmalar
Tarihi geniş kitlelere anlatan popüler eserler
Kültür, şehir ve medeniyet üzerine entelektüel tartışmalar
Bu nedenle Ortaylı’nın eserleri ve fikirleri, gelecek nesiller için önemli bir referans olmaya devam edecektir.

İletişim Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında, terör örgütleriyle bağlantılı olduğu ve propaganda faaliyetleri yürüttüğü belirlenen üç sosyal medya hesabına Türkiye’den erişim engeli getirildi.
İletişim Başkanlığı koordinasyonunda sürdürülen çalışmalar çerçevesinde, terör örgütleriyle bağlantılı faaliyet yürüttüğü belirlenen bazı sosyal medya hesaplarına yönelik yeni bir erişim engeli kararı alındı. Yapılan incelemeler sonucunda, psikolojik harp faaliyetleri yürüttüğü ve terör örgütü propagandası yaptığı değerlendirilen üç sosyal medya hesabının Türkiye’den erişimi engellendi.
Yetkili kurumların koordinasyonuyla yürütülen çalışmalar kapsamında, söz konusu hesapların içerikleri detaylı şekilde incelendi. Yapılan değerlendirmelerde hesapların terör örgütleriyle iltisaklı olduğu, kamuoyunu manipüle etmeye yönelik psikolojik operasyon içerikleri paylaştığı ve terör örgütü propagandası yaptığı tespit edildi.
Alınan karar doğrultusunda, “Kurds On Alert”, “nazofcanada6” ve “Peyam Dijital” isimli sosyal medya hesaplarına Türkiye’den erişim engeli uygulandı. Kararın, terör örgütlerinin propaganda faaliyetlerinin önlenmesi ve kamu düzeninin korunması amacıyla hayata geçirildiği belirtildi.
Yetkililer, dijital platformlarda terör örgütlerinin propaganda faaliyetlerine karşı mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini vurgularken, kamu güvenliğini tehdit eden içeriklere yönelik gerekli hukuki adımların atılmaya devam edeceğini ifade etti.

Terör örgütleriyle iltisaklı “terör propagandası” ve “dezenformasyon” yapan 3 sosyal medya hesabına daha erişim engeli getirildi. https://t.co/WQGLp8dwB4 pic.twitter.com/2CdVQP6PFq
— Aslan Değirmenci (@aslandegirmenci) March 12, 2026

İstanbul Valisi Davut Gül, İBB’ye yönelik yolsuzluk davasında sanık Ümit Polat’ın kendisi hakkında ortaya attığı “19 Mart’tan önce ‘Yakında bir şeyler olacak’ dediği” iddiasına sosyal medya üzerinden yanıt verdi. Gül, İBB veya iştiraklerinde çalışan hiçbir akrabasının bulunmadığını açıkladı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen ve 402 sanığın yargılandığı “yolsuzluk” davasında dikkat çeken bir iddia gündeme geldi. Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü olarak görev yapan ve etkin pişmanlık kapsamında iki kez ifade verdiği belirtilen Ümit Polat, savunmasında İstanbul Valisi Davut Gül ile ilgili bazı iddialarda bulundu.
Davanın ilk duruşmalarının son gününde mahkemede savunma yapan Polat, İstanbul Valisi Davut Gül’ün kuzeni olduğunu ileri sürdüğü bir Ağaç A.Ş. çalışanı aracılığıyla kendisine mesaj iletildiğini öne sürdü. Polat, 19 Mart’ta gerçekleşen operasyon öncesinde “Ses çıkarmasın, beklesin, zaten yakında bir şeyler olacak” şeklinde bir ifade iletildiğini iddia etti.
Mahkemede yaptığı savunmada Polat, operasyon sonrasında Ağaç A.Ş. hakkında olumsuz haberlerin çıktığını ve bu haberlerin kendisi tarafından yaptırıldığı yönünde suçlamalarla karşılaştığını belirtti. Bu iddiaları reddeden Polat, “Benim yaptırdığım düşünüldü ama kesinlikle ben yaptırmadım. Yurtdışına kaçan iki kişi, sekiz ay sonra tekrar gelerek Ümit Polat’a para verdiklerini söylediler ve bunun ardından tutuklandım” ifadelerini kullandı.
Soruşturma kapsamında Polat hakkında, görev yaptığı dönemde çalıştığı şirketle iş yapan ve ihale alan firma sahiplerinden usulsüz para talep ettiği iddiaları da gündeme gelmişti. Polat’ın, Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas ile birlikte hareket ederek bazı şirketlerden menfaat sağladığı öne sürülüyor.
Polat’ın mahkemedeki iddiaları kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, İstanbul Valisi Davut Gül de konuya ilişkin açıklama yaptı. Sosyal medya hesabından gündeme gelen haberleri alıntılayan Gül, iddiaları reddetti.
Gül açıklamasında, “İBB veya İBB iştiraklerinde çalışan yakın ya da uzak hiçbir akrabam yoktur” ifadelerini kullanarak kendisiyle ilgili öne sürülen iddiaların gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Bunun üzerine Oda TV yaptığı paylaşımı silmek zorunda kaldı.
İBB’ye yönelik yürütülen yolsuzluk davasında 107’si tutuklu toplam 402 sanığın yargılanması sürerken, davada sanıkların savunmaları ve tanık ifadeleri kamuoyunun dikkatle takip ettiği başlıklar arasında yer alıyor.
İBB veya İBB iştiraklerinde çalışan yakın ya da uzak hiçbir akrabam yoktur. https://t.co/tPlFYspTVS
— Davut GÜL (@gul_davut) March 12, 2026


Millî Savunma Bakanlığı’nın haftalık basın bilgilendirme toplantısında sınır güvenliği, terörle mücadele operasyonları, Çanakkale Zaferi etkinlikleri ve bölgesel gelişmelere ilişkin önemli açıklamalar yapıldı.
Millî Savunma Bakanlığı (MSB), haftalık basın bilgilendirme toplantısında Türk Silahlı Kuvvetlerinin yürüttüğü faaliyetler, sınır güvenliği, bölgesel gelişmeler ve yaklaşan anma programlarına ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından yapılan açıklamalarda, hem yurt içi hem de sınır ötesi güvenlik faaliyetlerinin kararlılıkla sürdüğü vurgulandı.
Toplantının başlangıcında önemli tarihlerin yıl dönümlerine dikkat çekildi. İstiklal Marşı’nın kabulünün 105’inci yıl dönümü ile Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Harp Okuluna girişinin 127’nci yıl dönümü anıldı. Ayrıca 18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü dolayısıyla başta Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere silah arkadaşları, aziz şehitler ve ebediyete irtihal eden gaziler rahmet ve minnetle yad edildi.
13 Mart’ta Millî Savunma Bakanlığından bir heyetin Kuzey Makedonya’nın Manastır şehrinde düzenlenecek “Atatürk’ün Manastır Askerî İdadisinden Mezuniyetinin 127’nci Yıl Dönümü Töreni”ne katılacağı bildirildi.
18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin yıl dönümü kapsamında çeşitli etkinliklerin gerçekleştirileceği açıklandı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Çanakkale Boğazı’nda 13 geminin katılımıyla bir geçit töreni düzenlenecek. Bu gemilerden üçü 16 ve 17 Mart tarihlerinde halkın ziyaretine açılacak.
SOLOTÜRK’ün 17 ve 18 Mart’ta Çanakkale’de gösteri uçuşları yapacağı, ayrıca Mehteran Birlik Komutanlığı ile 5’inci Kolordu Bölge Bando Komutanlığının 18 Mart’ta konser vereceği belirtildi. Tüm vatandaşlar bu etkinliklere davet edildi.
Ayrıca büyük özveriyle görev yapan sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı da kutlandı.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele faaliyetlerini kararlılıkla sürdürdüğü belirtilen açıklamada, son bir hafta içinde 4 PKK’lı teröristin teslim olduğu bildirildi.
Operasyon ve arama tarama faaliyetleri kapsamında mayın, el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınakların tespit edilerek imha edildiği aktarıldı. Menbic bölgesinde tespit edilen tünellerin yüzde 95’inin imha edildiği ve yalnızca son bir haftada 3 kilometre tünelin daha etkisiz hale getirildiği açıklandı. Böylece Suriye harekât alanlarında imha edilen toplam tünel uzunluğu 764 kilometreye ulaştı.
Sınır güvenliği faaliyetleri kapsamında son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 7’si terör örgütü mensubu olmak üzere 78 kişinin yakalandığı bildirildi. Ayrıca 1.733 kişinin sınırı geçmeden engellendiği açıklandı.
Yılbaşından bu yana yasa dışı geçiş girişimlerinde yakalanan kişi sayısının 1.278’e, engellenen kişi sayısının ise 13 bin 493’e ulaştığı belirtildi.
9 Mart’ta İran’dan ateşlenen bir balistik mühimmatın Türkiye hava sahasına girdiği ve Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiği açıklandı. Mühimmat parçalarının Gaziantep ve Diyarbakır’daki boş arazilere düştüğü, olayda herhangi bir can kaybı yaşanmadığı bildirildi.
Bölgedeki gerilim nedeniyle Türkiye’nin hava sahası ve vatandaşlarının güvenliğini sağlamak amacıyla ilave tedbirler aldığı ifade edildi. NATO’nun Almanya’daki Ramstein üssünden görevlendirilen bir Patriot hava savunma sisteminin Malatya’ya konuşlandırılacağı duyuruldu.
Ayrıca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğini artırmak amacıyla 6 adet F-16 savaş uçağı ile hava savunma sistemlerinin bölgeye sevk edildiği belirtildi. Türk Hava Kuvvetlerinin hava devriyesi faaliyetlerini sürdürdüğü, Doğu Akdeniz’de deniz ve hava unsurlarıyla keşif ve gözetleme görevlerinin devam ettiği kaydedildi.
Millî Savunma Bakanı’nın son günlerde yoğun diplomasi ve temas trafiği yürüttüğü bildirildi. Bakan, Katar, Azerbaycan, Bulgaristan ve Suudi Arabistan savunma yetkilileriyle telefon görüşmeleri gerçekleştirdi.
Ayrıca TBMM Genel Kurulunda İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin bilgilendirme yapan Bakan, Muş’ta şehit aileleri ve gazilerle iftar programında bir araya geldi. 13 Mart’ta ise Atatürk’ün Kara Harp Okuluna girişinin 127’nci yıl dönümü nedeniyle Kara Harp Okulu’nda düzenlenecek törene katılacağı belirtildi.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin yüksek hazırlık seviyesini korumak amacıyla yurt içi ve yurt dışındaki eğitim ve tatbikat faaliyetlerine devam ettiği ifade edildi.
Konya’da gerçekleştirilen Şehit Hava Pilot Yarbay Gökhan Korkmaz Millî Anadolu Kartalı Eğitimi ile Çanakkale, İzmir ve Aksaz’da düzenlenen hava savunma tatbikatlarının 13 Mart’ta tamamlanacağı belirtildi. Türkiye’nin ayrıca Almanya’da düzenlenecek Steadfast Foxtrot tatbikatına katılması planlanıyor.
Deniz kuvvetleri unsurlarının NATO görevleri ve uluslararası faaliyetler kapsamında farklı liman ziyaretleri gerçekleştirdiği, Somali Deniz Görev Grubu kapsamındaki gemilerin ise 16 Mart’ta Somali’ye intikale başlayacağı açıklandı.
Yerli ve millî savunma sanayi projeleri kapsamında önemli teslimatların sürdüğü bildirildi. Makine ve Kimya Endüstrisi tarafından çeşitli silah ve mühimmatların teslimatı yapılırken, ASFAT ile TÜBİTAK SAGE iş birliğiyle geliştirilen HGK-84 Hassas Güdüm Kitleri de Hava Kuvvetleri Komutanlığına teslim edildi.
Millî Savunma Bakanlığı açıklamasında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin sahip olduğu imkân ve kabiliyetlerle ülkenin güvenliği ve vatandaşların huzuru için görevlerini kararlılıkla sürdürmeye devam edeceği vurgulandı.
Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi.
Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda şu bilgiler… pic.twitter.com/IbDNGPZF5V
— T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) March 12, 2026

Kocaeli’de istismar iddiası sonrası başlayan husumet, görülen dava duruşmasının ardından adliye önünde kanlı şekilde sona erdi. Mahkemede ifade veren kadın, çıkışta hakkında cinsel istismar iddiasında bulunduğu kişiyi kalbinden bıçakladı; ağır yaralanan şahıs hastanede yaşamını yitirdi.
Kocaeli’de bir süredir yargıya taşınan istismar iddiası ve buna bağlı gelişen husumet, adliye önünde yaşanan cinayetle yeni bir boyut kazandı. Daha önce karşılıklı yaralama ve öldürmeye teşebbüs suçlamalarıyla mahkemelik olan taraflar, duruşmanın ardından bu kez ölümle sonuçlanan bir olayla yeniden gündeme geldi.
Olayın geçmişi 31 Temmuz 2025 tarihinde Başiskele ilçesi Kabaoğlu Mahallesi Güneş Caddesi’ne uzanıyor. İddiaya göre, yakın arkadaş oldukları belirtilen Ahmet Furkan Ö. ile Emrah Çeliksoy arasında bir akaryakıt istasyonunda tartışma çıktı. Tartışmanın kısa sürede büyüyerek kavgaya dönüşmesi üzerine Emrah Çeliksoy’un Ahmet Furkan Ö.’yü bıçakladığı öne sürüldü. Yaşananların ardından Ahmet Furkan Ö.’nün yaralı halde aracıyla Emrah Çeliksoy’un evine gittiği ve burada ateş açtığı belirtildi. Açılan ateş sonucu Emrah Çeliksoy ile birlikte A.Ç., Y.E. ve B.G. yaralandı.
Silahlı saldırının ardından bölgeden ayrılan Ahmet Furkan Ö.’nün, hastaneye gittiği sırada diğer yaralılar için de 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bilgi verdiği öğrenildi. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi. Yaralılar, ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı. Olay sonrası yürütülen soruşturma kapsamında Emrah Çeliksoy tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Söz konusu olay nedeniyle açılan davada, Emrah Çeliksoy hakkında “öldürmeye teşebbüs”, Ahmet Furkan Ö. hakkında ise “yaralama” suçlamasıyla Kocaeli 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılama başladı. Duruşmada tanık olarak dinlenen 25 yaşındaki Sümeyye M., mahkeme salonunda dikkat çeken iddialarda bulundu.
Sümeyye M., ifadesinde Emrah Çeliksoy’un eski nişanlısı Ahmet Furkan Ö.’nün yakın arkadaşı olduğunu anlatarak, geçmişte yaşanan bazı gelişmeler nedeniyle taraflar arasında mesafenin açıldığını söyledi. Kendisini kardeşi gibi gördüğünü düşündüğü Emrah Çeliksoy’un zamanla kendisine yakın davranmaya başladığını ileri süren kadın, bir gün görüşme bahanesiyle çağrıldığı otelde cinsel istismara maruz kaldığını iddia etti.
Mahkemedeki beyanında, yaşadığını ileri sürdüğü olayı uzun süre kimseye anlatamadığını belirten Sümeyye M., daha sonra Ahmet Furkan Ö. ile yeniden bir araya geldiklerini ve evlendiklerini ifade etti. Ancak gelen mesajlar nedeniyle eşinin durumdan haberdar olduğunu söyleyen kadın, geçmişte yaşandığını öne sürdüğü olayların ardından taraflar arasındaki gerilimin arttığını dile getirdi. Sümeyye M., bu süreçte evliliklerinin de sona erdiğini, buna rağmen Ahmet Furkan Ö.’nün kendisine destek olduğunu anlattı.
Mahkemede söz alan Emrah Çeliksoy ise tanığın tüm iddialarını reddetti. Tutuklu sanık Ahmet Furkan Ö. da savunmasında asıl mağdurun kendisi olduğunu öne sürerek, olay günü Emrah Çeliksoy’un evine hesap sormak için gittiğini, burada silahla karşı karşıya kaldığını savundu. Ahmet Furkan Ö., tahliyesini talep etti. Mahkeme heyeti ise tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Ancak duruşmanın ardından adliye önünde yaşananlar, dosyadaki gerilimi daha da ağırlaştırdı. Taraflar arasında adliye çıkışında yeniden tartışma başladığı, tansiyonun kısa sürede yükseldiği belirtildi. İddiaya göre Sümeyye M., adliye karşısındaki bir kafeden aldığı bıçakla Emrah Çeliksoy’a yöneldi. Genç kadın, Çeliksoy’u kalbinden bıçakladı.
Ağır yaralanan Emrah Çeliksoy, olay yerindeki ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı. Ancak doktorların tüm çabasına rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti. Olayın ardından polis ekipleri tarafından gözaltına alınan Sümeyye M. hakkında geniş çaplı soruşturma başlatıldı.
Kamuoyunda büyük yankı uyandıran olay, bir yandan mahkeme sürecindeki ciddi iddiaları, diğer yandan adliye önünde yaşanan güvenlik ve öfke kontrolü tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Yetkililerin olayın tüm yönlerini aydınlatmak üzere soruşturmayı sürdürdüğü bildirildi.