43,5036$% 0.22
51,9004€% -0.36
59,9562£% -0.3
7.208,56%-4,24
12.720,00%-0,11
50.725,00%-0,11
5.162,80%-4,27
%
฿%
Ł%
Ξ%
%
$%

11 Mart 2026 Çarşamba

20 Şubat 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Adalet Bakan Yardımcılığı görevine atanan Abdullah Aydoğdu’nun hayatı ve kariyeri merak konusu oldu. Elazığ doğumlu olan Aydoğdu, uzun yıllar avukatlık ve idari yargı hâkimliği yaptıktan sonra üst düzey görevlerde bulundu.
Türkiye’de yargı alanındaki görev değişiklikleri kapsamında Adalet Bakan Yardımcılığı görevine getirilen Abdullah Aydoğdu’nun kariyeri ve yaşam öyküsü kamuoyunun gündemine geldi. Hukuk alanında uzun yıllara dayanan mesleki deneyime sahip olan Aydoğdu, hem avukatlık hem de idari yargı hâkimliği görevlerinde bulunmuş bir isim olarak dikkat çekiyor.
1976 yılında Elazığ’da dünyaya gelen Abdullah Aydoğdu, hukuk eğitimini İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde tamamladı. 1999 yılında mezun olduktan sonra meslek hayatına avukat olarak başladı. Aydoğdu, 2001 ile 2013 yılları arasında İstanbul’da serbest avukatlık yaparak hukuk alanında aktif görev aldı.
2013 yılında idari yargı hâkim adayı olarak yargı teşkilatına katılan Aydoğdu’nun kariyeri bu tarihten sonra yargı görevleriyle devam etti. 2014-2018 yılları arasında İstanbul İdare Mahkemesi hâkimi olarak görev yapan Aydoğdu, ardından 2018-2021 yılları arasında Edirne İdare Mahkemesi hâkimi olarak görev aldı.
2021 yılında İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nde istinaf üyesi olarak görevlendirilen Aydoğdu, burada 2024 yılına kadar görev yaptı. 2024 yılında İstanbul 7. İdare Mahkemesi Başkanlığı görevine getirilen Aydoğdu, yargı teşkilatındaki yöneticilik görevini de bu dönemde üstlendi.
Abdullah Aydoğdu, 20 Şubat 2026 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Adalet Bakan Yardımcısı olarak atandı. Bu görevle birlikte Aydoğdu, Türkiye’de adalet politikalarının yürütülmesi ve yargı hizmetlerinin geliştirilmesi süreçlerinde aktif rol üstlenecek.
Evli ve iki çocuk babası olan Abdullah Aydoğdu, hukuk alanındaki uzun yıllara dayanan deneyimiyle kamu yönetiminde görev yapmayı sürdürüyor.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, futbolda şike ve yasa dışı bahisle mücadele kapsamında yürütülen operasyonların kararlılıkla sürdüğünü belirterek sporun temiz kalmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Türkiye’de milyonlarca insanı etkileyen futbolun şike ve yasa dışı bahis gibi unsurlardan arındırılması gerektiğini belirterek yürütülen operasyonların kararlılıkla sürdüğünü açıkladı. Gürlek, sporun güvenilirliğini korumanın hem futbol camiası hem de toplum açısından kritik bir sorumluluk olduğunu ifade etti.
Bakan Gürlek, Çay TV’de katıldığı programda futbolda yasa dışı bahis ve şike ile mücadele kapsamında yürütülen çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Futbolun Türkiye’de geniş bir kitleyi etkilediğine dikkat çeken Gürlek, sporun temiz ve güvenilir bir ortamda sürdürülmesi gerektiğini dile getirdi.
Görev yaptığı dönemlerde bu konuda önemli adımlar atıldığını anlatan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde futbolda yasa dışı bahis teşviki ve şike iddialarına yönelik kapsamlı operasyonlar yürütüldüğünü hatırlattı. Bu çalışmaların önemli sonuçlar verdiğini belirten Gürlek, yürütülen soruşturmaların titizlikle sürdürüldüğünü söyledi.
Futbolun yalnızca bir spor dalı olmadığını, aynı zamanda çok geniş bir camiayı kapsadığını belirten Gürlek, bu yapının içinde futbolcuların, kulüp çalışanlarının, taraftarların ve uzun yıllardır emek veren birçok kişinin bulunduğunu ifade etti. Bu nedenle futbolun itibarının korunmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Gürlek, takımların ve sporcuların herhangi bir şaibeye karışmaması gerektiğini dile getirdi.
Soruşturmaların belirli kriterlere göre yürütüldüğünü anlatan Gürlek, savcılıkların özellikle mali hareketler, iletişim kayıtları ve ilgili kurum raporları gibi birçok unsuru birlikte değerlendirdiğini söyledi. Bu süreçte Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları, HTS kayıtları ve para hareketlerinin incelendiğini belirten Gürlek, ayrıca futbolcuların kendi maçlarına bahis oynamasının da önemli bir delil olarak değerlendirildiğini ifade etti.
Tüm bu verilerin birlikte değerlendirilmesiyle soruşturma süreçlerinin ilerlediğini belirten Gürlek, yapılan çalışmaların olumlu sonuçlar verdiğini ve birçok önemli gelişmenin ortaya çıktığını kaydetti.
Adalet Bakanı Gürlek ayrıca, yasa dışı bahis ve şike ile mücadele kapsamında operasyonların sadece belirli bölgelerle sınırlı olmadığını, Türkiye genelinde sürdürüldüğünü söyledi. 81 ildeki başsavcılıkların koordinasyon içinde çalışmalarına devam ettiğini ifade eden Gürlek, futbolda temiz ve güvenilir bir ortamın sağlanması için mücadeleye kararlılıkla devam edileceğini vurguladı.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yılın ikinci faiz kararı yarın açıklanıyor. Ekonomistlerin büyük çoğunluğu politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit bırakılmasını bekliyor.
Türkiye’de finans piyasalarının odağı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yarın açıklayacağı faiz kararına çevrildi. TCMB Başkanı Fatih Karahan başkanlığında toplanacak Para Politikası Kurulu (PPK), yılın ikinci toplantısını gerçekleştirerek para politikasına ilişkin yeni kararını kamuoyuyla paylaşacak.
PPK toplantısının ardından alınan kararın yarın saat 14.00’te açıklanması bekleniyor. Açıklanacak karar, piyasalar ve yatırımcılar tarafından yakından takip edilecek.
Merkez Bankası, yılın ilk PPK toplantısını ocak ayında gerçekleştirmişti. Söz konusu toplantıda politika faizi olarak kullanılan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yüzde 38’den yüzde 37 seviyesine indirilmişti. Bu karar, para politikasında temkinli bir gevşeme adımı olarak değerlendirilmişti.
Öte yandan TCMB’nin mart ayı Para Politikası Kurulu toplantısına yönelik beklenti anketi de sonuçlandı. Ankete 38 ekonomist katılırken, katılımcıların büyük çoğunluğu politika faizinin mevcut seviyesinde kalacağını öngördü.
Ankete katılan ekonomistlerin 37’si politika faizinin yüzde 37’de sabit tutulacağını tahmin ederken, yalnızca bir ekonomist 50 baz puanlık bir faiz indirimi yapılabileceğini öngördü. Böylece mart ayı toplantısına ilişkin medyan beklenti, politika faizinin yüzde 37 seviyesinde korunacağı yönünde oluştu.
Ayrıca ankete katılan ekonomistler yıl sonuna ilişkin politika faizi beklentilerini de paylaştı. Buna göre yıl sonu politika faizi beklentisinin medyanı yüzde 30 olarak hesaplandı.
Ekonomistler, Merkez Bankası’nın alacağı kararın enflasyon görünümü, finansal istikrar ve küresel ekonomik gelişmeler çerçevesinde şekilleneceğini değerlendiriyor. Açıklanacak faiz kararının, özellikle döviz kurları, borsa ve tahvil piyasaları üzerinde etkili olması bekleniyor.

İstanbul’da yatırım adı altında yürütülen uluslararası Forex dolandırıcılığına yönelik operasyonda 74’ü yabancı uyruklu toplam 140 şüpheli gözaltına alındı. Sarıyer’de kurulan çağrı merkezi üzerinden dünya genelinde dolandırıcılık yapıldığı tespit edildi.
İstanbul’da yatırım vaadiyle gerçekleştirilen uluslararası dolandırıcılık ağına yönelik geniş çaplı bir operasyon düzenlendi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri Sarıyer ilçesinde faaliyet gösteren bir yapıyı mercek altına aldı.
Yapılan teknik ve saha çalışmalarında, şüphelilerin yatırım fırsatı adı altında Forex dolandırıcılığı gerçekleştirdiği belirlendi. Kurulan bir çağrı merkezi üzerinden faaliyet yürüttüğü tespit edilen şebekenin, farklı ülkelerdeki kişileri hedef alarak uluslararası ölçekte dolandırıcılık yaptığı ortaya çıktı.
Soruşturma çerçevesinde delillerin toplanması ve olayın aydınlatılması amacıyla savcılık tarafından arama ve el koyma kararları talep edildi. Bu kapsamda 10 Mart 2026 tarihinde düzenlenen operasyonda 74’ü yabancı uyruklu olmak üzere toplam 140 şüpheli gözaltına alındı.
Operasyon sırasında ele geçirilen dijital materyaller üzerinde yapılan ilk incelemelerde, şüphelilerin “bit finance”, “narafx”, “ngbackoffice.pro” ve “hedef.ui” isimli platformlar üzerinden yatırım dolandırıcılığı yaptığı tespit edildi. Açık kaynaklarda yapılan kontrollerde ise söz konusu platformlar hakkında dünya genelinde çok sayıda şikâyet bulunduğu görüldü.
Yetkililer, elde edilen dijital veriler üzerinde incelemelerin sürdüğünü ve soruşturmanın titizlikle devam ettiğini bildirdi.
— İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (@istanbulCBS) March 10, 2026

İstanbul’da düzenlenen bir müzik etkinliğine bilet alan iki erkek müşterinin “damsız giriş olmaz” gerekçesiyle mekana alınmaması üzerine yapılan başvuruyu inceleyen Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), işletmenin cinsiyet temelinde ayrımcılık yaptığına hükmetti. Kurum, işletmeye 256 bin 357 lira idari para cezası verdi.
İstanbul’da bir eğlence mekanında yaşanan “damsız giriş” uygulaması, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun (TİHEK) verdiği kararla cezayla sonuçlandı. Kurum, erkek müşterilerin yalnızca yanlarında kadın bulunmadığı gerekçesiyle içeri alınmamasını cinsiyet temelinde ayrımcılık olarak değerlendirerek işletmeye üst sınırdan para cezası uygulanmasına karar verdi.
Olay, geçtiğimiz yıl şubat ayında İstanbul’da düzenlenen bir müzik etkinliği sırasında meydana geldi. Etkinliğe katılmak isteyen iki erkek müşteri, biletlerini önceden satın alarak mekana gitti. Ancak mekanın girişinde bulunan güvenlik görevlileri, “damsız giriş yapılamayacağı” gerekçesiyle iki müşteriyi içeri almadı.
Duruma itiraz eden kişiler, satın aldıkları biletlerde veya etkinlik kurallarında böyle bir kısıtlama bulunmadığını belirterek uygulamanın cinsiyet ayrımcılığı oluşturduğunu savundu. Bunun üzerine söz konusu kişiler, yaşanan olayla ilgili olarak Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na başvuruda bulundu.
Başvuru dilekçesinde, işletmenin elektronik posta yoluyla yapılan şikayete verdiği yanıta da yer verildi. İddiaya göre işletme, erkek müşterilerin alkol aldıktan sonra diğer katılımcıları rahatsız edebileceği varsayımıyla damsız girişe izin verilmediğini bildirdi.
İşletme tarafından kuruma sunulan savunmada ise kadın-erkek eşitliğine aykırı herhangi bir ayrımcı uygulamanın söz konusu olmadığı ileri sürüldü. Açıklamada, kadın misafirlerin kendilerini daha güvende hissetmeleri için hassasiyet gösterildiği ifade edilirken, geçmişte alkol tüketimi nedeniyle yaşanan bazı taşkınlıkların sulh yoluyla çözüldüğü ve bu olayların herhangi bir resmi şikayete konu olmadığı belirtildi.
Ayrıca işletme, etkinlik kuralları arasında organizasyon şirketinin uygun görmediği kişileri bilet ücretini iade etmek şartıyla içeri almama hakkına sahip olduğuna dair hüküm bulunduğunu da savundu.
Başvuruyu değerlendiren Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, inceleme sonucunda söz konusu uygulamanın cinsiyet temelinde ayrımcılık yasağını ihlal ettiğine karar verdi. Kurum, işletmeye 256 bin 357 lira idari para cezası uygulanmasına hükmetti.
Kararın gerekçesinde Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10’uncu maddesine dikkat çekildi. Bu maddede herkesin kanun önünde eşit olduğu ve devlet organları ile idare makamlarının tüm işlemlerinde eşitlik ilkesine uygun hareket etmekle yükümlü olduğu hatırlatıldı.
TİHEK ayrıca 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu’na da atıfta bulunarak, kanunda yer alan ayrımcılık temellerinden birinin cinsiyet olduğunu vurguladı. Kararda, bir kişinin hukuken tanınmış haklardan cinsiyeti nedeniyle eşit şekilde yararlanmasının engellenmesinin doğrudan ayrımcılık oluşturduğu ifade edildi.
Kurul kararında dikkat çeken bir başka değerlendirme ise toplumsal önyargılara ilişkin oldu. Erkeklerin kadınları rahatsız edeceği yönündeki varsayımın toplumsal önyargılardan kaynaklandığı belirtilerek bu tür düşüncelerin eşitsizliği derinleştirdiği kaydedildi.
Kararda ayrıca, işletmenin güvenliği sağlama amacı meşru kabul edilse bile olası sorunların önüne geçmek için güvenlik tedbirlerinin artırılması gibi alternatif yöntemlerin değerlendirilmediği, bu nedenle uygulamanın ölçülü olmadığı ifade edildi.
Tüm bilgi ve belgeleri inceleyen kurul, işletmenin erkek müşterilere yönelik uygulamasının cinsiyet temelinde ayrımcılık yasağını ihlal ettiği sonucuna ulaştı.