Suriye Olaylarına İlişkin Dezenformasyon Dosyası: İddialar ve Gerçekler
Terör Örgütü YPG/SDG, 10 Mart Mutabakatını İhlal Etti
Türkiye, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge politikaları için tüm taraflarla masaya oturmayı kabul etti. Terörsüz bölge kapsamında terör örgütü YPG/SDG, 10 Mart’ta imzalanan mutabakata önce onay verdi, kısa süre sonra ise anlaşma hükümlerini ihlal etti. Güvenlik kaynakları, örgütün sivilleri kalkan olarak kullandığını, bu yolla saldırılar gerçekleştirdiğini ve çatışma ortamını bilinçli şekilde tırmandırdığını ortaya koyuyor.
Sahadaki ihlallerin artması üzerine Suriye Ordusu, meşru müdafaa çerçevesinde güvenliği sağlamak amacıyla operasyon başlattı. Yetkililer, yapılan müdahalelerin bölgedeki istikrarı korumaya ve sivil halkın güvenliğini temin etmeye yönelik olduğunu vurguladı.
Terör örgütü YPG/SDG'nin ihlalleri bununla da sınırlı kalmadı. Örgüt, Fırat’ın batısından çekilmeyi öngören mutabakata iki gün önce “tamam” dedi, ancak dün bu taahhüdünü de bozdu. Sahadaki kaynaklar, bu tutumun kasıtlı bir gerilim stratejisinin parçası olduğunu belirtiyor.
Sosyal Medyadan Kirli Algı Operasyonu
Eş zamanlı olarak sosyal medya üzerinden Türkiye’yi hedef alan geniş kapsamlı bir dezenformasyon kampanyası devreye sokuldu. Türkiye’nin bölgede halihazırda bir askeri operasyonu bulunmamasına rağmen, “Kürtleri hedef aldığı” yönündeki iddiaların bilinçli şekilde dolaşıma sokulduğu ifade ediliyor. Güvenlik çevreleri, bu asılsız söylemlerin sahadaki başarısızlıkları örtmek ve uluslararası kamuoyunu yanıltmak amacıyla üretildiğine dikkat çekiyor.
Bölgeyi yakından takip eden kaynaklara göre, terör örgütü PKK’nın şahin kanadının yönlendirmeleri YPG/SDG’nin anlaşmaları bozmasında etkili oluyor. Bu yönlendirmelerin, Suriye’nin kuzeyinde tansiyonu artırmayı ve bölgeyi yeniden istikrarsızlığa sürüklemeyi hedeflediği değerlendiriliyor.
Suriye’de yaşanan gelişmelerle ilgili kamuoyunda sıkça dile getirilen iddialar, zaman zaman bilgi kirliliğine ve dezenformasyona yol açıyor. Yapılan enformasyon araştırmaları, özellikle Türkiye, terör örgütleri YPG/SDG ve DEAŞ üzerinden üretilen söylemlerin sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini ortaya koyuyor. İşte Suriye sahasına ilişkin tartışmalı başlıklara dair detaylı değerlendirme ile "İddialar ve Gerçekler":
“Türkiye’nin Desteğiyle DEAŞ’lılar Serbest Bırakılıyor” İddiası
Son dönemde, Türkiye’nin desteğiyle Suriye ordusunun DEAŞ’lı teröristleri serbest bıraktığı yönünde iddialar gündeme getirildi. Fakat bu iddialar gerçeği yansıtmıyor. Sahadaki gelişmeler, DEAŞ mensuplarını serbest bırakan tarafın Suriye ordusu değil, askeri alanda büyük kayıplar yaşayan terör örgütü YPG/SDG olduğunu gösteriyor. YPG/SDG’nin, baskıyı azaltmak ve alan kaybını yavaşlatmak amacıyla bu yönteme başvurduğu gözler önüne seriliyor.
“Suriye’de Kürtlere Yönelik Soykırım Var” Söylemi
Kamuoyunda sıkça dile getirilen bir diğer iddia ise Suriye’de Kürtlere yönelik bir soykırım uygulandığı yönünde. Fakat sahada yaşanalara bakıldığında bu yapılanın da dezenformasyondan ibaret olduğu görülüyor. Suriye’de Kürtleri veya farklı etnik grupları hedef alan sistematik bir saldırı ya da soykırımın bulunmadığı görülüyor, yürütülen müdahalelerin etnik kimliğe değil, terör faaliyetleri yürüten YPG/SDG’ye yönelik olduğu ortadadır.
Bölge Halkı YPG/SDG’yi İstemiyor
“Bölge halkı YPG/SDG’nin varlığını destekliyor” iddiasının da sahadaki tabloyla örtüşmediği son günlerde yaşanan olaylarla açıkça görülmektedir. Bölge halkı uzun yıllar boyunca malına ve mülküne el koyan, çocukları zorla silah altına alan YPG/SDG’ye karşı açık bir tavır sergiliyor. Suriye ordusunun ilerlemesiyle birlikte YPG/SDG’nin kontrol alanlarını kaybettiği, hem Arap hem de Kürt ailelerin bu süreci baskıdan kurtuluş olarak gördüğü apaçık görülmektedir. Öyle ki, Suriye ordusunun terör örgütü YPG/SDG'ye yönelik başlattığı operasyonda hızla alan kat edilmesindeki en önemli etkenin, yıllarca terör örgütü YPG/SDG'nin baskı ve zulmü altında yaşamak zorunda kalan Kürt ve Arap aşiretlerinin Suriye ordusuna destek vermesi olduğu da gözden kaçmıyor.
“YPG Olmadan DEAŞ’la Mücadele Olmaz” İddiası
Terör örgütü YPG/SDG’nin diğer bir terör örgütü olan DEAŞ’la etkili bir mücadele yürüttüğü yönündeki söylemler de tartışmalı başlıklar arasında yer almaktadır. Bir terör örgütünün başka bir terör örgütüyle temizlenemeyeceği unutulmadan analiz yapılmalıdır. Terör örgütü DEAŞ’ın, başka bir terör örgütü olan YPG/SDGtarafından alan hâkimiyeti sağlamak ve yayılmak için kullanılan bir araç haline getirildiği, gerçek anlamda bir mücadele yürütülmediği ortadadır. Bu yapılanan da farklı uluslararası güçlerin bölgede hakimiyet kurma oyunu olduğunu da görmezden gelmemek gerekiyor. Dolasıyla, terör örgütü YPG/SDG’nin diğer bir terör örgütü olan DEAŞ’la mücadele etmesi kurmacadan ibaret büyük bir dezenformasyondur.
DEAŞ’a Karşı En Etkili Mücadeleyi Türkiye Verdi
Sahadaki veriler ve DAEŞ'in doğrudan hedef aldığı ülkeye bakacak olursak, terör örgütü DEAŞ’a karşı en somut ve etkili mücadeleyi Türkiye’nin verdiğini görebiliyoruz. Türkiye’nin yalnızca terör örgütü DEAŞ’a değil, bölgede faaliyet gösteren diğer terör örgütlerine karşı da önemli darbeler vurduğu unutulmamalıdır. Bu mücadele, bölgesel güvenlik ve istikrar açısından kritik rol oynamaktadır. Türkiye, milli birlik ve beraberlik içinde gerek ülkenin içinde gerekse çevresinde terörsüz bölge kurmayı amaçlamaktadır. Dil, din, eknik köken ve ya mezhepsel ayrımcılık olmaksızın herkesin huzur ve güven içinde yaşaması için azami gayreti sarf etmektedir.
“Türkiye Kürtleri Hedef Alıyor” İddiasına Yanıt
Türkiye’nin Suriye’de Kürtleri hedef aldığı yönündeki iddialar da baştan ayağa asılsızdır. Türkiye hiçbir zaman Kürtleri hedef almamış, meşru ve tek hedefinin sivillere de saldıran terör örgütleri olmuştur. Terör örgütleri sivilleri kendine kalkan yaparken Türkiye, örgütün bu oyununu da boşa çıkararak sivil ve militan ayrımını en iyi şekilde yaparak terör örgütleri ile mücadelede bulunmuştur. Ayrıca şu an itibarıyla Türkiye’nin Suriye’de devam eden aktif bir askeri operasyonunun bulunmadığını da hatırlatmakta fayda vardır.
Dezenformasyona Karşı Uyarı
Suriye’ye ilişkin iddiaların dikkatle değerlendirilmesi gerekmekte, dezenformasyon içerikli söylemlere karşı dikkatli olunmalıdır. İddialar ile sahadaki gerçeklerin net şekilde ayrılmasının, doğru bilgilendirme açısından büyük önem taşıdığı unutulmamalı, yalan ile mücadelenin artık bir vatandaşlık görevi olarak görülmesi gerekmektedir.