Karlov Suikastı Mahkeme Kararıyla FETÖ Casusluk Operasyonu Olarak Kayda Geçti

Karlov suikastı, Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla FETÖ’nün casusluk operasyonu olarak kayda geçti. Mahkeme, MİT’e sızan yapı ve suikast sonrası algı planını dosyaya taşıdı.

FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından Türkiye’yi hedef alan karanlık planlarına ilişkin yeni bir mahkeme kararı, Andrey Karlov suikastının arka planını bir kez daha gündeme taşıdı. Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nin MİT’e sızdırıldığı belirtilen örgüt üyesi Zeki Kıratlı hakkında verdiği karar, FETÖ’nün yalnızca bir terör örgütü değil, aynı zamanda devletin mahrem bilgilerini hedef alan bir casusluk ve istihbarat yapılanması olduğu değerlendirmesini yargı kayıtlarına geçirdi.

SABAH’ın ulaştığı belgelere göre mahkeme, Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un öldürülmesini sıradan bir terör saldırısı olarak değil, Türkiye’nin dış politikasını hedef alan çok katmanlı bir casusluk operasyonunun parçası olarak değerlendirdi. Kararda, suikastın Türkiye ile Rusya arasında gelişen yakınlaşmayı sabote etmeyi amaçladığı, saldırının ardından Türkiye’nin uluslararası alanda güvenlik zaafı bulunan bir ülke gibi gösterilmek istendiği vurgulandı.

Mahkeme FETÖ’nün Casusluk Ağını Tescilledi

Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi, dosyada yer alan deliller ve tanık beyanları doğrultusunda FETÖ yapılanmasının devletin gizli kalması gereken bilgilerine ulaşmayı amaçladığını belirledi. MİT eski mensubu Zeki Kıratlı, devletin gizli kalması gereken bilgilerini casusluk maksadıyla temin etmek suçundan 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Mahkeme kararında, örgütün darbe girişimiyle sonuç alamamasının ardından Türkiye’yi daha büyük bir krizin içine sürüklemek için farklı hücrelerini devreye soktuğu ifade edildi. Bu çerçevede Karlov suikastının, Türkiye’yi uluslararası alanda zor durumda bırakma, Rusya ile ilişkileri koparma ve ülkeyi bölgesel bir çatışma iklimine sürükleme hedefiyle planlandığı kaydedildi.

Suikast Planı Dizide Önceden İşlendi

Kararda dikkat çeken en çarpıcı başlıklardan biri de Samanyolu TV’de yayımlanan “Nizama Adanmış Ruhlar” dizisi oldu. Belgelere göre suikasttan yaklaşık iki yıl önce, 30 Aralık 2014’te yayımlanan bölümde bir sergi salonunda büyükelçinin öldürülmesine ilişkin senaryo işlendi.

Dizideki sahnelerde bir büyükelçinin hedef alınması, saldırının sergi ortamında kurgulanması ve Batı ile Türkiye arasında köprülerin atılması gerektiğine yönelik ifadelerin kullanılması, mahkeme kararında örgütün zihinsel hazırlık sürecini gösteren unsurlar arasında değerlendirildi. Karara göre bu detaylar, Karlov suikastının rastlantısal bir saldırı değil, önceden kurgulanan bir planın parçası olduğuna işaret etti.

MİT İçindeki Yapılanmanın Rolü Ortaya Konuldu

SABAH’ın aktardığı belgelere göre suikastın istihbarat ayağında, MİT’in Rusya masasına sızdığı belirtilen FETÖ hücreleri yer aldı. Mahrem imam Hüseyin Kötüce ve MİT mensubu Vehbi Kürşad Akalın’ın, Karlov’un koruma kullanıp kullanmadığı, konutundan çıkış saatleri ve araç plakaları gibi mahrem bilgileri topladığı belirtildi.

Kararda, toplanan bu bilgilerin örgüt hiyerarşisi içinde iletildiği ve Pensilvanya’daki örgüt elebaşı Fetullah Gülen’e kadar ulaştırıldığı ifade edildi. Karlov’un Türkiye’ye duyduğu güven nedeniyle koruma talep etmediği bilgisi ise suikast planının en kritik unsurlarından biri olarak kayıtlara geçti.

Saldırganın Cinayete Hazırlandığı Belirtildi

Mahkeme dosyasında yer alan bilgilere göre saldırgan Mevlüt Mert Altıntaş’ın suikast öncesinde sistematik şekilde yönlendirildiği değerlendirildi. Firari FETÖ’cü Abdullah Bozkurt’un, Altıntaş’ı Ankara Demetevler’deki bir evde aylar süren telkinlerle cinayete hazırladığı iddiası dosyada yer aldı.

Kararda, saldırıdan kısa süre önce sosyal medya üzerinden Türkiye’de elçiliklerin güvende olmadığı yönünde mesajlar paylaşıldığı ve bunun psikolojik harekatın bir parçası olduğu belirtildi. Örgütün, suikastın ardından saldırıyı “cihatçı gruplar” üzerinden açıklamaya çalışarak FETÖ bağlantısını gizlemeyi hedeflediği de mahkeme kayıtlarına girdi.

Emniyet Ayağında Tanıdık İsimler

Dosyada suikastın emniyet ayağına ilişkin de dikkat çeken değerlendirmeler yer aldı. Temel Alsancak’ın, Karlov suikastının kritik isimleri arasında gösterildiği belirtildi. Aynı ismin daha önce Deniz Baykal ve MHP’li vekillere yönelik kaset kumpasları ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ofisine böcek yerleştirilmesi sürecinde de anıldığı ifade edildi.

Kararda, Alsancak’ın 15 Temmuz gecesi emniyet kadrolarına “askere direnmeyin” yönünde talimat verdiği bilgisi de yer aldı. Bu durum, mahkemenin FETÖ’nün farklı operasyonel hücreleri arasında bağlantı kurduğu başlıklardan biri oldu.

Suikast Sonrası Algı Operasyonu Planlandı

Mahkeme kararına göre suikastın ardından örgüt, uluslararası kamuoyunu yönlendirmek amacıyla ayrı bir çalışma yürüttü. Cemal Karaata, Atilla Öztürk, Temel Alsancak ve Abdullah Bozkurt gibi isimlerden oluşan bir grubun dosyayı incelediği, cinayetin “cihatçı gruplar” ile ilişkilendirilmesi için haber ve analizler hazırlandığı belirtildi.

Bu kapsamda Abdullah Bozkurt’un internet sitesi üzerinden yayımlanan içeriklerle FETÖ bağlantısının perdelemek istendiği ifade edildi. Mahkeme, bu girişimleri suikast sonrası yürütülen algı operasyonunun parçası olarak değerlendirdi.

Kanada’ya Kaçış Detayı Karara Girdi

Dosyada dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise Cemal Karaata’ya ilişkin oldu. İddianamenin kamuoyuna yansımasının ardından Karaata’nın büyük korku ve stres yaşadığı, Rus ajanları tarafından öldürülme endişesiyle ABD’den Kanada’ya geçtiği ve dış dünya ile irtibatını kestiği bilgisi mahkeme kararında yer aldı.

Tanık beyanları ve yargılama sürecinde ortaya çıkan bilgiler, suikastın yalnızca saldırgan üzerinden okunamayacağını ortaya koydu. Mahkeme, bu eylemlerin devletin gizli kalması gereken bilgilerini casusluk maksadıyla temin etme ve açıklama suçlarının bir parçası olduğuna hükmetti.

Sıkça Sorulan Sorular

Karlov suikastı mahkeme kararında nasıl değerlendirildi

Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi, dosyadaki deliller doğrultusunda Karlov suikastını FETÖ’nün casusluk ve istihbarat yapılanmasıyla bağlantılı bir operasyon olarak değerlendirdi.

Zeki Kıratlı hangi suçtan ceza aldı

MİT eski mensubu Zeki Kıratlı, devletin gizli kalması gereken bilgilerini casusluk maksadıyla temin etmek suçundan 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Suikastın hedefi neydi

Mahkeme kararına göre suikastla Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerinin sabote edilmesi, Türkiye’nin güvenlik açısından zayıf bir ülke gibi gösterilmesi ve uluslararası kamuoyunda algı oluşturulması hedeflendi.

Mahkeme kararında hangi kaynaklara dayanıldı

Kararda tanık beyanları, örgüt içi yapılanmaya ilişkin bilgiler, MİT içindeki sızıntı iddiaları ve suikast sonrası yürütülen algı çalışmalarına ilişkin tespitler yer aldı.
Kaynak: Sabah