İletişim Başkanlığı Tarafından Düzenlenen 2. İletişim Şûrası’nda Konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan: Dezenformasyonla mücadele millî güvenlik meselesidir
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2. İletişim Şûrası’nda dezenformasyonla mücadelenin millî güvenlik meselesi olduğunu belirterek dijital egemenlik, hakikat, mahremiyet ve Türkiye’nin iletişim vizyonuna ilişkin önemli mesajlar verdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından “Türkiye Yüzyılı: İletişimin Yüzyılı” temasıyla düzenlenen 2. İletişim Şûrası’nın açılışında konuştu. Erdoğan; dezenformasyonla mücadelenin millî güvenlik meselesi olduğunu belirterek, Türkiye’nin dijital egemenliğini güçlendirmeyi ve hakikati, mahremiyeti ve toplumsal güveni koruyan bir iletişim ekosistemi oluşturmayı hedeflediklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, akademi, medya, sivil toplum ve iletişim sektörünün temsilcilerini selamlayarak başladığı konuşmasında, Gazze’de İsrail saldırılarında hayatını kaybedenler başta olmak üzere görevleri sırasında yaşamını yitiren medya mensuplarını rahmetle andı.
Şûra’nın Türkiye, millet ve iletişim dünyası için hayırlı olmasını temenni eden Erdoğan, programın hazırlanmasında görev alan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı yöneticilerine, akademisyenlere, kamu kurumlarına, üniversitelere, medya kuruluşlarına, sivil toplum kuruluşlarına ve özel sektör temsilcilerine teşekkür etti.
425 uzman, 16 çalışma grubunda görev aldı
İlk İletişim Şûrası’nın 2003 yılında gerçekleştirildiğini hatırlatan Erdoğan, internetin yaygınlaşmasıyla iletişim alanının yeniden şekillendiği bir dönemde düzenlenen ilk Şûra’nın önemli tartışmalara zemin hazırladığını ifade etti.
İletişim ekosistemindeki değişiklikler karşısında sektörün bütün paydaşlarını bir araya getirecek kapsamlı bir toplantıya ihtiyaç duyulduğunu belirten Erdoğan, Şûra’nın hazırlık çalışmalarının yaklaşık bir buçuk yıl önce başlatıldığını söyledi.
Çalışmalara iletişim sektörünün bütün aktörlerinin aktif olarak katıldığını aktaran Erdoğan, alanında uzman 425 ismin 16 farklı çalışma grubunda görev yaptığını bildirdi.
Şûra kapsamında kamu diplomasisi, yapay zekâ, dezenformasyonla mücadele, afet ve kriz iletişimi, haber üretimi, iletişim hukuku ve dijital platformlar gibi birçok başlığın ele alındığını kaydeden Erdoğan, hazırlanan raporların ve sonuç bildirgesinin Türkiye’nin iletişim vizyonuna katkı sunacağını ifade etti.
“Araç, mesajın kendisidir”
İletişim bilimlerinde sıklıkla kullanılan “Araç, mesajın kendisidir” sözünü hatırlatan Erdoğan, bilgiye erişimin tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar hızlandığını ve kolaylaştığını söyledi.
Uydu ve haberleşme teknolojilerinde her gün yeni gelişmeler yaşandığını belirten Erdoğan, dünyanın herhangi bir noktasında meydana gelen olayların saniyeler içerisinde milyarlarca insana ulaştığını dile getirdi.
Yapay zekâ modellerinin eğitimden medyaya, ulaşımdan sağlığa, ticaretten tarıma kadar birçok alanda önemli imkânlar sunduğunu belirten Erdoğan, teknolojik gelişmelerin insanların düşünme ve olayları değerlendirme biçimlerini de etkilediğine dikkati çekti.
“Kitleler algoritma faşizmine sıkıştırılıyor”
Sosyal medya platformlarının toplumların hangi konular üzerinde duracağını ve olaylara nasıl tepki vereceğini büyük ölçüde belirlediğini söyleyen Erdoğan, dijital mecraların yalnızca bugünü değil, geçmişi de tahrif edebildiğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Olgu ile algı arasındaki makas giderek açılırken, kitleler ‘algoritma faşizmi’ denilen bir cendereye sıkıştırılmaya çalışılıyor.” dedi.
Bu süreçten en fazla zarar gören kavramın hakikat olduğunu belirten Erdoğan, iletişimin temel amacının doğru ve güvenilir bilgiyi en kısa sürede muhatabına ulaştırmak olduğunu vurguladı.
Dezenformasyon ve manipülasyonun yoğun biçimde yer aldığı yeni iletişim ortamının bilgiyi güç olmaktan çıkararak güçsüzlüğün kaynağı hâline getirebildiğini ifade etti.
Kovid-19, yangınlar ve depremler üzerinden dezenformasyon uyarısı
Türkiye’nin dezenformasyonun etkileriyle Kovid-19 salgını, orman yangınları ve 6 Şubat depremleri sırasında yakından karşılaştığını belirten Erdoğan, bu dönemlerde hem içeriden hem de dışarıdan yoğun iletişim saldırılarına maruz kalındığını söyledi.
Yalan haberler, provokasyonlar, karalama kampanyaları, algı operasyonları ve beşinci kol faaliyetleriyle milletin iyi niyetinin istismar edildiğini kaydeden Erdoğan, resmî kurumların iftiralarla hedef alındığını ve halkı paniğe sürüklemeye yönelik içerikler üretildiğini ifade etti.
Sahada görev yapan personelin emeğinin ve fedakârlığının yok sayıldığını dile getiren Erdoğan, devlet ile milletin karşı karşıya getirilmeye çalışıldığını söyledi.
Devletin bütün imkânlarıyla afetzedelerin yardımına koşarken aynı zamanda dezenformasyonla da mücadele etmek zorunda kaldığını belirten Erdoğan, 6 Şubat depremleri üzerinden siyasi ve ekonomik fırsatçılık yapanların yargıya hesap verdiğini ifade etti.
“Ellerindeki imkânları devlete karşı silah olarak kullanmalarına izin vermeyeceğiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, hukuk zemininde gereken bütün adımların atılacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Ucu nereye varırsa varsın, bundan böyle bu ülkede gerilimden, kutuplaşmadan, korku ve kaygı yaymaktan medet umanların, ellerindeki imkânları devlete karşı bir silah olarak kullanmalarına fırsat vermeyeceğiz.”
Dezenformasyonun yalnızca yanlış bilgi yaymaktan ibaret olmadığını belirten Erdoğan, dezenformasyonun toplumların birlik ve güven duygusunu zayıflatan, demokrasileri tehdit eden asimetrik bir unsura dönüştüğünü söyledi.
“Dezenformasyonla mücadele millî güvenlik meselesidir”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dezenformasyonla mücadeleyi Türkiye’nin demokrasisi, toplumsal barışı ve güvenliği açısından millî güvenlik meselesi olarak gördüklerini vurguladı.
Askerî, ekonomik ve kurumsal açıdan güçlü olmanın tek başına yeterli olmadığını belirten Erdoğan, hakikatin bütün yönleriyle korunamadığı bir ortamda huzurlu ve müreffeh bir geleceğin inşa edilemeyeceğini söyledi.
Yalanın hızla yayıldığı ve mazlumların sesinin yeterince duyulmadığı bir dünyada hakikat mücadelesinin daha da önemli hâle geldiğini ifade etti.
Dijital egemenlik vurgusu
Türkiye’nin önceliklerinden birinin dijital egemenliğin sağlanması ve güçlendirilmesi olduğunu belirten Erdoğan, güçlü ve güvenli bir iletişim altyapısının dijital egemenliğin en kritik unsurlarından biri olduğunu söyledi.
İletişimin yalnızca teknoloji başlığı altında ele alınamayacağını ifade eden Erdoğan; kamu diplomasisi, ekonomik büyüme, kriz ve afet yönetimi ile Türkiye’nin mesajlarının uluslararası kamuoyuna doğru biçimde aktarılmasının iletişim vizyonunun parçaları olduğunu kaydetti.
Gerek geleneksel medyada gerekse dijital alanda güçlü bir varlık gösterilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, iletişimde başarının yalnızca görünürlükle sınırlı olmadığını söyledi.
“Hakikat ve mahremiyetten ödün vermemeliyiz”
İletişimde asıl başarının görünür olurken insan onurundan, mahremiyetten ve hakikatten ödün vermemek olduğunu ifade eden Erdoğan, Türkiye’nin hedefini şu sözlerle açıkladı:
“Mahremiyetin aşındığı çağımızda, hakikati, mahremiyeti ve toplumsal güveni koruyan bir dijital iletişim ekosistemi inşa etmek temel hedefimizdir.”
Türkiye’nin insanı ve insani değerleri merkeze alan, hak ve hakikati esas alan, teknolojiyi doğru kullanan ve medeniyet değerlerinden beslenen bir iletişim modeli geliştirdiğini belirten Erdoğan, bu modelin şekillendirilmesine devam edildiğini söyledi.
“Kendi uydularımızla 5 milyar insana ulaşabiliyoruz”
Türkiye’nin kendi uyduları üzerinden 5 milyar insana ulaşma imkânına sahip olduğunu belirten Erdoğan, Türk tarihini, kimliğini ve kültürünü yansıtan film, dizi ve belgesellerin dünyanın birçok ülkesinde ilgiyle izlendiğini ifade etti.
Uluslararası kamuoyunun artık Türkiye’yi yalnızca başkalarının hazırladığı metinler veya Türkiye’yi karalama amacı taşıyan yapımlar üzerinden tanımadığını belirten Erdoğan, Türkiye’nin kendi kültürünü ve gerçekliğini yansıtan yapımlar, dijital platformlar ve kültürel faaliyetler aracılığıyla dünyaya kendisini anlattığını söyledi.
Bu gelişmelerin Türkiye’nin yumuşak gücünü artıran önemli bir kazanım olduğunu belirten Erdoğan, söz konusu kapasiteyi daha da büyütmekte kararlı olduklarını kaydetti.
“Türkiye’nin hikâyesini daha güçlü duyuracağız”
Türkiye Yüzyılı’nın inşa sürecinde medeniyet değerlerinden beslenen, köklü bir hafızaya dayanan ve geleceğe yön veren güçlü bir vizyonun hayata geçirildiğini belirten Erdoğan, iletişim sektörünün katkılarıyla büyüyen ve güçlenen Türkiye’nin hikâyesinin dünyaya daha güçlü şekilde anlatılacağını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, stratejik iletişimden halkla ilişkilere, radyo ve televizyondan sinemaya, dezenformasyonla mücadeleden sosyal medya ve yapay zekâya, yerel medyadan kamu diplomasisine kadar sektörün bütün paydaşlarını bir araya getiren 2. İletişim Şûrası’nın bu hedef doğrultusunda önemli bir adım olduğunu söyledi.
Erdoğan, Şûra sonucunda hazırlanacak belgelerin Türkiye’nin iletişim vizyonuna yeni bir boyut kazandırmasını temenni ederek programda emeği geçenlere teşekkür etti.