İletişim Başkanı Burhanettin Duran NATO Liderler Zirvesi Öncesi Uluslararası Basınla Buluştu
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, NATO Liderler Zirvesi öncesi uluslararası basın mensuplarıyla buluştu. Duran, Türkiye’nin NATO’daki rolünü, basının önemini ve Türk mutfağının gastrodiplomasi gücünü anlattı.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, NATO Liderler Zirvesi öncesinde Türkiye’de görev yapacak uluslararası basın mensuplarıyla bir araya geldi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından yabancı basın temsilcileri için düzenlenen akşam yemeğine katılan Duran, zirvenin dünya kamuoyuna doğru, şeffaf ve eksiksiz şekilde aktarılmasında basın mensuplarının kritik bir rol üstlendiğini vurguladı.
Programda İngilizce konuşan İletişim Başkanı Duran, farklı ülkelerden gelen gazetecileri Türkiye’de ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirtti. Duran, NATO Liderler Zirvesi’nin küresel siyasetin merkezinde yer alan tarihi bir buluşma olduğunu ifade ederek, zirvenin NATO’nun geleceğine yönelik stratejik vizyonun belirlenmesi açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Duran, Türkiye Cumhuriyeti İletişim Başkanlığı olarak uluslararası basının profesyonel beklentilerini karşılamak için tüm imkânların seferber edildiğini belirtti. Yoğun zirve sürecinde basın mensuplarına en iyi çalışma ortamını sunmayı arzu ettiklerini dile getiren Duran, gazetecilere çalışmalarında başarılar diledi.
Duran’dan Uluslararası Basına Türkiye Mesajı
İletişim Başkanı Duran, düzenlenen yemek programının yalnızca diplomatik gündemin bir parçası olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin kültürü, insanı, tarihi ve sofra geleneğiyle tanıtılmasına katkı sunan özel bir buluşma olduğunu söyledi.
Ülkeler arasındaki ilişkilerin resmi metinler, zirveler ve diplomatik temaslarla şekillendiğini ifade eden Duran, toplumlar arasındaki yakınlığın ise çok daha insani ve kalıcı tecrübelerle kurulduğunu vurguladı. Duran’a göre bazen bir sofrada paylaşılan yemek, sayfalar dolusu metnin anlatamadığı duyguyu ve bağı ortaya koyabiliyor.
Türk mutfağının köklü bir tarihi birikimin, geniş bir coğrafi tecrübenin ve derin bir kültürel hafızanın ürünü olduğunu belirten Duran, Türk milletinin hikâyesinin Doğu ile Batı kültürlerini aynı potada buluşturan zengin bir çeşitliliğe sahip olduğunu ifade etti.
Türk Mutfağı ve Gastrodiplomasi Vurgusu
Duran, Türk mutfağının tarih boyunca farklı kültürlerin etkisiyle şekillendiğini söyledi. Özellikle Osmanlı döneminde üç kıtanın ve çok sayıda mutfak kültürünün arasında güçlü köprüler kurulduğunu belirten Duran, Orta Doğu’dan Akdeniz’e, Balkanlardan Kafkaslara, İç Anadolu’dan Ege’ye uzanan geniş coğrafyada malzemelerin, pişirme tekniklerinin, baharatların, sofra adetlerinin ve ikram geleneklerinin birbirini etkilediğini dile getirdi.
Bu etkileşim sonucunda çok katmanlı, renkli ve zengin bir yemek kültürünün ortaya çıktığını anlatan Duran, Türk mutfağını değerli kılan unsurun yalnızca yemek çeşitliliği olmadığını, asıl önemli olanın bu zenginliğin paylaşılması olduğunu söyledi.
Duran, Türk kültüründe sofranın hiyerarşisi olmayan, herkesin birbirine eşit uzaklıkta oturduğu bir daire düzenini temsil ettiğini ifade etti. “Tuz-ekmek hakkı” ifadesine dikkat çeken Duran, bu deyimin birlikte yenilen yemeğin insanlar arasında derin ve neredeyse kutsal sayılan bir bağ kurduğunu anlattığını belirtti.
Türk kültüründe misafire “aç mısınız?” diye sorulmadığını, aç ya da tok olduğuna bakılmadan sofraya davet edildiğini söyleyen Duran, ikram etmenin insana değer vermenin en zarif yollarından biri olduğunu vurguladı. Duran, davete katılan basın mensuplarının masasında yer alan her tabağın bir bölgenin, bir mevsimin, bir geleneğin ve toplumsal hafızanın hikâyesini taşıdığını kaydetti.
Türk Kahvesi Dostluğun Sembolü Olarak Anlatıldı
İletişim Başkanı Duran, mutfağın yumuşak güç deneyimlerinin en doğrudan, samimi ve kalıcı biçimlerinden biri olduğunu ifade etti. Bu nedenle birçok ülkenin gastrodiplomasi kavramını tanıtım stratejilerinin merkezine yerleştirdiğini belirten Duran, Tayland, Güney Kore, Peru ve İtalya örneklerinin mutfağın bir ülkenin imajında ve uluslararası algısında önemli bir belirleyici haline geldiğini gösterdiğini söyledi.
Türkiye’nin bu alandaki mirasının kıyaslanması güç bir zenginlik sunduğunu dile getiren Duran, Gaziantep, Hatay ve Afyonkarahisar’ın gastronomi dalında UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na dahil edildiğini hatırlattı.
Gaziantep’in Antep baklavası ile Avrupa Birliği nezdinde coğrafi işaret tescili alan ilk Türk ürünlerinden biri olduğunu belirten Duran, Anadolu’nun yemek kültüründeki zenginliğin yalnızca bu üç şehirle sınırlı olmadığını söyledi.
Duran, Türk kahvesinin UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’nde yer almasının da bu zenginliğin önemli bir yansıması olduğunu ifade etti. Türk kahvesini sohbet kültürünün, misafirperverlik geleneğinin ve zamana yayılan dostluk anlayışının sembolü olarak tanımlayan Duran, “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” sözünün bu kültürel anlamı yansıttığını belirtti.
Türk Mutfağı Haftası’nın Uluslararası Etkisine Dikkat Çekildi
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak gastrodiplomasiyi kültürel diplomasinin ve toplumlar arasında bağ kurmanın önemli unsurlarından biri olarak değerlendirdiklerini söyleyen Duran, Başkanlığın ilgili kurumlarla eş güdüm içinde Türkiye’nin gastrodiplomasi stratejisine yönelik çalışmalar yürüttüğünü ifade etti.
Duran, bu vizyonun son dönemde “Türkiye’nin Gastrodiplomasi Modeli Sofra ve Miras” başlığı altında somut bir programa dönüştüğünü belirtti. Türkiye’nin gastrodiplomasi ve mutfak kültürünü tanıtma faaliyetlerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın öncülüğüne de dikkat çeken Duran, 2022’den bu yana kutlanan Türk Mutfağı Haftası’nın Türk mutfağının uluslararası görünürlüğünü önemli ölçüde artırdığını söyledi.
“Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı” eserinin de bu vizyonun en değerli çalışmalarından biri olduğunu belirten Duran, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla hazırlanan eserde 218 tarifin orijinal haliyle kayıt altına alındığını aktardı.
Bu çalışmalarla Türk mutfağının yalnızca lezzetleriyle değil, sağlıklı beslenme, sürdürülebilirlik, gıda israfının önlenmesi, sıfır atık, yerel üretimin korunması ve kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması gibi evrensel değerlerle de dünya kamuoyuna anlatıldığını kaydetti.
Duran’dan NATO Vurgusu
İletişim Başkanı Duran, programın ardından NSosyal hesabından yaptığı değerlendirmede, Ankara’da NATO Liderler Zirvesi vesilesiyle ulusal ve uluslararası basın mensuplarıyla Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ev sahipliğinde bir araya geldiklerini bildirdi.
Duran, Türkiye’nin jeopolitik konumu, imkân ve kabiliyetleriyle NATO’nun sarsılmaz ve güçlü bir üyesi olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerine atıfta bulunan Duran, Türkiye’nin kriz bölgeleriyle bin sekiz yüz kilometreyi aşan sınırı, güçlü ordusu ve gelişmiş savunma sanayisiyle 70 yılı aşkın süredir İttifak’ın güvenliğine en büyük katkıyı sağlayan müttefiklerin başında geldiğini ifade etti.
NATO’nun da Türkiye’nin güvenlik mimarisinin ve caydırıcılığının tamamlayıcı bir parçası olduğunu belirten Duran, böyle kritik bir zirvenin dünya kamuoyuna doğru ve eksiksiz aktarılmasında basının hayati bir görev üstlendiğini vurguladı.
Duran, programa katılan tüm basın mensuplarına teşekkür ederek, NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi çerçevesinde yapacakları çalışmalarda başarılar diledi.
Sıkça Sorulan Sorular
İletişim Başkanı Burhanettin Duran kimlerle bir araya geldi? Duran, NATO Liderler Zirvesi öncesinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen akşam yemeğinde uluslararası basın mensuplarıyla buluştu.
Programda hangi konular öne çıktı? Programda NATO Liderler Zirvesi’nin önemi, basının rolü, Türkiye’nin NATO içindeki konumu, Türk mutfağı, gastrodiplomasi ve kültürel diplomasi başlıkları öne çıktı.
Duran Türk mutfağı hakkında ne söyledi? Duran, Türk mutfağının köklü bir tarih, geniş bir coğrafi tecrübe ve derin bir kültürel hafızanın ürünü olduğunu belirterek, sofranın Türk kültüründe paylaşım ve misafirperverliğin sembolü olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin NATO’daki rolü nasıl değerlendirildi? Duran, Türkiye’nin jeopolitik konumu, güçlü ordusu ve gelişmiş savunma sanayisiyle NATO’nun güçlü ve sarsılmaz üyelerinden biri olduğunu vurguladı.