Aslan Değirmenci duyurdu: Hakaret ve nefret söylemi cezasız kalmadı!
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dijital Medya Koordinatörü Aslan Değirmenci, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, dijital mecralarda yürütülen organize ve hedef odaklı manipülasyon faaliyetlerine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Değirmenci, “Kendine Muhabir” adıyla bilinen Hasan Köksoy ile “dijital tetikçi–figüran” olarak nitelendirdiği Halil Kürklü’nün tutuklandığını duyurdu.
Hakaret ve nefret söylemiyle toplumsal kutuplaşmayı artıran, manipülatif içeriklerle gerçekleri gölgeleyen ve devlet ile milleti hedef alan saldırgan paylaşımlar nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında "Kendine Muhabir" adıyla bilinen Hasan Köksoy ile Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla Halil Kürklü gözaltına alındıktan sonra tutuklandı.
Aslan Değirmenci paylaşımda, söz konusu isimlerin dijital medya üzerinden organize bir psikolojik harekât yürüttüklerinin ve sistematik biçimde karakter suikastı yaptıklarının bilindiği vurgulandı.
“Dijital tetikçilik yeni nesil bir tehdit”
Aslan Değirmenci, son yıllarda dijital platformlarda yeni bir aktör tipinin ortaya çıktığına dikkat çekerek bu yapıyı “operasyonel tetikçi” olarak tanımladı.
Bu tür hesapların görünürde sıradan bir linç girişimi gibi algılanabileceğini, ancak perde arkasında planlı bilgi yönlendirmeleri, algı baskısı ve hedef yıpratma yöntemlerinin bulunduğunu ifade etti.
Tetikçilerin, talimat aldıklarında gerçeğin sesini bastırıp manipülasyonu büyütmek amacıyla harekete geçtiğini belirten Değirmenci, oluşturulan içeriklerin eş zamanlı olarak “taklitçi sürü hesaplar” tarafından yaygınlaştırıldığını ve böylece yankı etkisi oluşturulduğunu söyledi.
Bu operasyonların amacının bireyleri değil, toplumun ortak aklını etkisizleştirmek olduğuna dikkat çekti ve kullanılan yöntemleri şöyle sıraladı:
-
İtibarı zedelemek
-
Hedef kişinin çevresini dağıtmak
-
Güven duygusunu yıkmak
-
Hakaret ve nefret söylemini normalleştirmek
-
Kutuplaşmayı derinleştirmek
Değirmenci, dijital tetikçiliğin artık yalnızca bir iletişim sorunu olarak değerlendirilemeyeceğini, ulusal güvenliği tehdit eden yeni nesil bir psikolojik harekât niteliği taşıdığına vurgu yaptı.