Adli Kontrolde Geçen Süre Tutukluluk Süresinden Sayılır mı?

Ceza muhakemesinde özgürlüğü kısıtlayan koruma tedbirleri arasında en ağır yaptırım tutuklama, daha hafif bir tedbir olarak ise adli kontrol yer alır. Uygulamada en çok merak edilen ve tartışılan konulardan biri de şudur:

Adli kontrol altında geçen süre, tutukluluk süresinden sayılır mı?

Bu soru, özellikle uzun süren yargılamalarda, hak ihlali iddialarında ve tazminat taleplerinde büyük önem taşımaktadır.

Bu yazıda konuyu;

başlıkları altında ayrıntılı biçimde ele alacağız.

Tutuklama ve Adli Kontrol Arasındaki Temel Fark

Tutuklama, kişinin fiilen özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır. Kişi ceza infaz kurumuna konulur ve günlük hayatını serbestçe sürdüremez.

Adli kontrol ise, şüpheli veya sanığın özgürlüğünü tamamen ortadan kaldırmadan, belirli yükümlülükler altına sokulmasını amaçlar. Bu yükümlülükler arasında;

gibi tedbirler yer alır.

Bu fark, sürenin tutukluluk süresinden sayılıp sayılmayacağı noktasında belirleyicidir.

Genel Kural: Sayılmaz

Genel ve yerleşik kural şudur:

  1. Adli kontrol altında geçen süre, tutukluluk süresinden sayılmaz.

Bunun temel nedeni, adli kontrolün hukuken özgürlüğü tamamen ortadan kaldıran bir tedbir olarak kabul edilmemesidir. Kişi serbesttir; çalışabilir, sosyal hayatını sürdürebilir ve ceza infaz kurumunda tutulmaz.

Bu nedenle;

Kanuni Dayanak ve Hukuki Mantık

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda tutuklama ve adli kontrol ayrı ayrı düzenlenmiştir. Tutuklama, istisnai ve son çare olarak öngörülmüşken; adli kontrol, tutuklamaya alternatif bir tedbir olarak kabul edilir.

Bu ayrım nedeniyle kanun koyucu, adli kontrolü tutuklulukla eşdeğer bir özgürlük kısıtlaması olarak görmemiştir.

Ancak Her Adli Kontrol Aynı Değildir: Parametreler Devreye Girer

Uygulamada tüm adli kontrol tedbirleri aynı ağırlıkta değildir. İşte bu noktada istisnalar ve farklı değerlendirmeler gündeme gelir.

1. Konutu Terk Etmeme (Ev Hapsi)

Kişinin 24 saat boyunca konuttan çıkmasının yasaklandığı adli kontrol türü, fiili etkileri bakımından tutuklamaya en yakın tedbirdir.

Bu durumda;

Bu nedenle özellikle Anayasa Mahkemesi, bazı kararlarında konutu terk etmeme tedbirini fiili özgürlükten yoksun bırakma olarak değerlendirmiştir.

Ancak buna rağmen, mevcut yasal düzenlemede bu sürenin otomatik olarak tutukluluk süresinden sayılacağına dair açık bir hüküm yoktur.

Sonuç:

2. Elektronik Kelepçe ile Adli Kontrol

Elektronik kelepçe, kişinin sürekli izlenmesi anlamına gelir. Eğer bu tedbir, konutu terk etmeme ile birlikte uygulanıyorsa, özgürlük kısıtlaması daha da ağırlaşır.

Bu durumda;

özellikle ölçülülük ve orantılılık açısından inceleme yapmaktadır.

Yine de, ceza infazı veya tutukluluk süresi hesabında doğrudan mahsup yapılması genel olarak kabul edilmez.

3. İmza Yükümlülüğü ve Yurt Dışı Çıkış Yasağı

Bu tür adli kontrol tedbirleri, özgürlüğü asgari düzeyde sınırlayan önlemler olarak kabul edilir.

Bu nedenle;

Tutukluluk Süresinin Hesabında Adli Kontrolün Yeri

Mahkeme, tutukluluk süresini hesaplarken sadece fiilen cezaevinde geçirilen süreyi dikkate alır.

Adli kontrol süresi;

Ancak bazı mahkemeler, cezanın alt sınırdan tayini veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi değerlendirmelerde, adli kontrol süresini takdiri indirim unsuru olarak göz önünde bulundurabilmektedir.

Hak İhlali ve Tazminat Boyutu

Adli kontrol süresi, tutukluluk süresinden sayılmasa bile;

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali gündeme gelebilir.

Bu durumda;

mümkün hale gelir.

Özellikle konutu terk etmeme tedbirlerinde, uzun süreli uygulamalar ihlal kararlarına konu olabilmektedir.

Net Kural, Sınırlı İstisna

Özetle;